ÖDEME SÜRESİ VE ŞEKLİ
1- Ödeme Süresi
6111 sayılı Kanunun "Başvuru ve ödeme süresi ile şekli" başlıklı 18 inci maddesinin birinci fıkrasında "(1) Bu Kanunun ilgili bölümlerindeki başvuru ve ödeme süresine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların;
a) Bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar ilgili idareye başvuruda bulunmaları,
b) Maliye Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına, il özel idarelerine, belediyelere, büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerine bağlı tahsil dairelerine ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu ile Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığına, Hazine Müsteşarlığına ve/veya Geliştirme Destekleme Fonu Gelir Hesabına aktarılmak üzere Türkiye Halk Bankası A.Ş., T. Emlak Bankası A.Ş. (Tasfiye Halinde T. Emlak Bankası A.Ş.), T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve tarım kredi kooperatiflerine, Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketinin (TEDAŞ) veya bu Şirketin hissedarı olduğu elektrik dağıtım şirketleri ile 3096 sayılı Kanun kapsamında mevcut sözleşmeleri uyarınca faaliyet göstermekte olan dağıtım şirketlerine ödenecek tutarların ilk taksiti bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü aydan, Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine ödenecek tutarların ise ilk taksiti bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen dördüncü aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami onsekiz eşit taksitte ödemeleri,
şarttır." hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm çerçevesinde; Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine ve belediyelere bağlı tahsil dairelerine borçlu bulunanların Kanunun 2 nci maddesi hükmünden yararlanmak istemeleri halinde, 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar borçlu bulundukları tahsil dairelerine başvurmaları gerekmektedir. Madde kapsamında yapılandırılan borçların ilk taksit ödeme süresi içerisinde tamamen ya da ikişer aylık dönemler halinde azami onsekiz eşit taksitte ödenmesi mümkün olup ilk taksit ödeme süresi 31 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitiminde sona ermektedir.
Kanunun 18 inci maddesi hükmü ile azami taksit süresi 18 eşit taksit olarak belirlenmiş olmakla birlikte 6, 9 ve 12 eşit taksitte ödeme seçenekleri de bulunmaktadır.
Kanuna göre ödenecek taksitlerin ödeme süresinin son gününün resmi tatile rastlaması halinde süre, tatili izleyen ilk iş günü mesai saati sonuna kadar uzayacaktır.
2- Taksitle Ödeme ve Katsayı Uygulaması
6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle, Kanun hükümlerine göre yapılandırılan alacak tutarının taksitle ödenmesi imkanı getirilmiş ve ödeme süresine bağlı olarak katsayı uygulaması öngörülmüştür.
Katsayı uygulamasının düzenlendiği 6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasında "(3) Bu Kanun hükümlerine göre hesaplanan tutarın;
a) İlk taksit ödeme süresi içerisinde tamamen ödenmesi halinde, bu tutara bu Kanunun yayımlandığı tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için herhangi bir faiz uygulanmaz.
b) Taksitle ödenmek istenmesi halinde, ilgili maddelerde yer alan hükümler saklı kalmak şartıyla, borçluların başvuru sırasında altı, dokuz, oniki veya onsekiz eşit taksitte ödeme seçeneklerinden birini tercih etmeleri şarttır. Tercih edilen taksit süresinden daha uzun bir sürede ödeme yapılamaz.
c) Taksitle yapılacak ödemelerinde ilgili maddelere göre belirlenen tutar;
1) Altı eşit taksit için (1,05),
2) Dokuz eşit taksit için (1,07),
3) Oniki eşit taksit için (1,10),
4) Onsekiz eşit taksit için (1,15),
katsayısı ile çarpılır ve bulunan tutar taksit sayısına bölünmek suretiyle ikişer aylık dönemler halinde ödenecek taksit tutarı hesaplanır. Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan borçlulara tercih ettikleri taksit süresine uygun ödeme planı verilir. Ancak, tercih edilen süreden daha kısa sürede ödeme yapılması halinde ödenecek tutar ilgili katsayıya göre düzeltilir..." hükmü yer almaktadır.
Bu hükmün uygulamasında aşağıda yapılan açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.
a) Madde hükmüne göre, yapılandırılan alacak tutarının ilk taksit ödeme süresi içerisinde tamamen ödenmesi halinde, bu tutara Kanunun yayımlandığı tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için herhangi bir faiz, gecikme zammı, gecikme cezası gibi fer'i amme alacağı ya da katsayı uygulanmayacaktır.
Söz konusu ödemenin defaten yapılması zorunlu olmayıp, ilk taksit ödeme süresi içerisinde farklı zamanlarda borcun tamamının ödenmesi halinde de bu hükümden yararlanılacaktır.
b) Yapılandırılan alacak tutarının taksitle ödenmesi mümkündür. Bu takdirde, borçlularca başvuru sırasında; 6, 9, 12 veya 18 eşit taksitte ödeme seçeneklerinden biri tercih edilecektir. Borçlu tarafından taksit sayısına ilişkin bir tercihte bulunulmaması halinde, idarece Kanunda öngörülen en uzun taksit sayısı olan 18 taksite ilişkin ödeme planı verilecektir.
6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin açık hükmü sebebiyle borçlular tercih ettikleri taksit süresinden daha uzun bir sürede ödeme yapamayacaktır.
c) Taksitle yapılacak ödemeler için Kanunun öngördüğü ilgili katsayı, yapılandırılan alacak tutarı ile çarpılacak ve bulunacak tutar borçlu tarafından seçilen taksit sayısına bölünerek ikişer aylık dönemler halinde ödenecek taksit tutarı bulunacaktır.
Örneğin; borçlu tarafından Kanun kapsamında yapılandırılan alacağın 6 eşit taksitte ödenmesi yönünde tercih kullanıldığı takdirde yapılandırılan alacak tutarı 6 eşit taksit için öngörülen (1,05) katsayısı ile çarpılacak ve bulunan tutar taksit sayısı olan 6 sayısına bölünecektir. Aynı şekilde borçlunun 18 eşit taksiti seçmesi halinde, taksitle ödenecek alacak tutarı (1,15) katsayısı kullanılarak tespit edilecektir.
d) 6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi ile borçlulara seçtikleri taksit süresinden daha kısa sürede ödeme yapma imkanı verilmekte ve daha kısa sürede yapılan ödemelerde madde hükmüne göre hesaplanan katsayının düzeltilmesi öngörülmektedir.
Örneğin; borçlu tarafından Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarının 18 eşit taksitte ödenmesi yönünde tercih kullanıldığı halde borcun 6 eşit taksit için öngörülen sürede tamamen ödenmesi halinde, (1,15) katsayısı esas alınarak hesaplanan tutar 6 eşit taksit için öngörülen (1,05) katsayısına göre düzeltilecektir.
Kanunda genel olarak 6, 9, 12 ve 18 eşit taksit süresi olmak üzere dört ayrı taksit süresi ve bu süreler için dört farklı katsayı belirlenmiştir. Erken yapılan ödemeler nedeniyle katsayı düzeltmesinin yapılabilmesi için borçlu tarafından seçilen taksit süresine uygulanacak katsayı ile alacağın tamamının ödendiği tarihin denk geldiği taksit süresi için belirlenmiş katsayının birbirinden farklı olması gerekmektedir.
Örnek 13- Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere vergi dairesine başvuruda bulunan mükellef, borcunu 18 eşit taksitte ödemeyi talep etmiştir.
Vergi dairesi Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarını 3.600,-TL olarak hesaplamıştır.
Mükellef, yapılandırılan alacak tutarını 18 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden, 3.600,-TL alacak tutarı (1,15) katsayısı ile çarpılacaktır.
Bu şekilde bulunan tutar, 18'e bölünmek suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.
18 eşit taksit için taksitlendirmeye esas tutar : 3.600 x 1,15= 4.140,-TL
Taksit tutarı : 4.140/18= 230,-TL'dir.
Taksitlendirmeye esas olan 4.140,-TL'nin (4.140-3.600=) 540,-TL'si toplam katsayı tutarıdır.
Mükellef, Mayıs, Temmuz, Eylül, Kasım 2011 aylarında ödemesi gereken taksit tutarları toplamı olan (230 x 4 =) 920,-TL'yi süresinde ödemiştir.
Aralık/2011 ayında mükellef vergi dairesine başvurarak kalan taksit tutarlarını defaten ödemek istediğini bildirmiştir.
Başvuru sırasında 18 eşit taksitte ödeme seçeneği tercih edilmiş olmakla birlikte, daha sonra 6 eşit taksit ödeme seçeneğinin ödeme süresi içerisinde, borcun tamamı ödenmek istendiğinden, öncelikle yapılandırılan alacak tutarına (1,15) katsayısı yerine 6 eşit taksit için öngörülmüş olan (1,05) katsayısı uygulanarak taksitle ödenecek alacak tutarının yeniden hesaplanması gerekmektedir.
Yapılan hesaplamaya göre, (1,05) katsayısı esas alınarak ödenmesi gereken tutardan daha önce ödenen taksit tutarları çıkartılacak ve tahsil edilmesi gereken tutar bulunacaktır.
Buna göre;
6 eşit taksit için taksitlendirmeye esas tutar : 3.600 x 1,05= 3.780,-TL.
Ödenen toplam taksit tutarı : 230 x 4 = 920,-TL.
Tahsil edilecek toplam tutar : (3.780-920=) 2.860,-TL olacaktır.
Bu durumda, mükellefin 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan 3.600,-TL borcu için (3.780-3600=) 180,-TL katsayı tutarı tahsil edilecektir.
Yapılacak erken ödeme mükellefe (540-180=) 360,-TL daha az ödeme imkanı sağlayacaktır.
Örnek 14- Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere vergi dairesine başvuruda bulunan mükellef, borcunu 12 eşit taksitte ödemeyi talep etmiştir.
Vergi dairesi Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarını 12.000,-TL olarak hesaplamıştır.
Mükellef, yapılandırılan alacak tutarını 12 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden, 12.000,-TL alacak tutarı (1,10) katsayısı ile çarpılacaktır.
Bu şekilde bulunan tutar, 12'ye bölünmek suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.
12 eşit taksit için taksitlendirmeye esas tutar : 12.000 x 1,10= 13.200,-TL
Taksit tutarı : 13.200/12= 1.100,-TL'dir.
Taksitlendirmeye esas olan 13.200,-TL'nin (13.200-12.000=) 1.200,-TL'si toplam katsayı tutarıdır.
Mükellef, ilk 9 taksiti süresinde ödemiştir. Bu sürede yapılan toplam tahsilat (1.100 x 9=) 9.900,-TL'dir.
Ekim/2012 ayında mükellef vergi dairesine başvurarak kalan taksit tutarlarını defaten ödemek istediğini bildirmiştir.
Mükellef tarafından borcun tamamı 12 eşit taksit için öngörülmüş ödeme süresi (Mayıs/2011 ila Mart/2013) içinde erken ödenmiş olmakla birlikte, ödemenin yapıldığı Ekim/2012 ayı Kanunda belirlenen ve farklı katsayı uygulanmasını gerektiren 9 eşit taksit için öngörülmüş süreden (Mayıs/2011 ila Eylül/2012) sonraya rastlamaktadır.
Kanunda 9 eşit taksit ila 12 eşit taksit arasındaki süreler için farklı bir katsayı belirlenmemiştir. Bu nedenle, mükellefçe yapılan ödemeye 12 eşit taksit için belirlenmiş katsayı dışında bir katsayı uygulanması imkanı bulunmamaktadır. Dolayısıyla, Ekim/2012 ayında mükellefin kalan üç taksit tutarı olan toplam 3.300,-TL'yi ödemesi gerekmektedir.
Örnek 15- Örnek 14'de belirtilen mükellefin taksitlendirilen borcunun ilk 4 taksitini süresinde ödedikten sonra kalan kısmın tamamını Ocak/2012 ayında ödediği kabul edildiğinde Kanun kapsamında ödenecek tutar aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarı 12.000,-TL'dir. Katsayı uygulanmak suretiyle taksitlendirilen tutar olan 13.200,-TL'ye karşılık dört taksit toplam tutarı olan 4.400,-TL tahsil edilmiştir.
Başvuru sırasında 12 eşit taksitte ödeme seçeneği tercih edilmiş olmakla birlikte, daha sonra 6 eşit taksit ödeme seçeneğinin ödeme süresi içerisinde borcun tamamı ödenmek istendiğinden, öncelikle yapılandırılan alacak tutarına (1,10) katsayısı yerine 6 eşit taksit için öngörülmüş olan (1,05) katsayısı uygulanarak taksitle ödenecek alacak tutarının yeniden hesaplanması gerekmektedir.
Yapılan hesaplamaya göre, (1,05) katsayısı esas alınarak ödenmesi gereken tutardan daha önce ödenen taksit tutarları çıkartılacak ve tahsil edilmesi gereken tutar bulunacaktır.
Buna göre;
6 eşit taksit için taksitlendirmeye esas tutar : 12.000 x 1,05= 12.600,-TL.
Ödenen toplam taksit tutarı : 1.100 x 4 = 4.400,-TL.
Tahsil edilecek toplam tutar : (12.600-4.400=)8.200,-TL olacaktır.
Bu durumda, mükellefin 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan 12.000,-TL borcu için (12.600-12.000=) 600,-TL katsayı tutarı tahsil edilecektir.
Yapılacak erken ödeme mükellefe (13.200-12.600=) 600,-TL daha az ödeme imkanı sağlayacaktır.
3- Kredi kartı ile ödeme
6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin dördüncü fıkrasında "(4) Maliye Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine bu Kanun kapsamında ödenecek olan alacakların 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesine göre kredi kartı kullanılmak suretiyle ödenmesi uygun görüldüğü takdirde, ödemeye aracılık yapan bankalarca, kart kullanıcılarına kredi kartı işlemine konu borç tutarının, taksitler halinde yansıtılması ve taksit ödeme aylarında hesaplarına borç kaydedilmesi koşuluyla, bu ödemeler için ödeme tarihi olarak kredi kartının kullanıldığı gün esas alınır ve borçluya tahsilatın yapıldığını gösterir makbuz verilir. Bu şekilde tahsil edilen tutarların bankalarca Hazine/Sosyal Güvenlik Kurumu hesaplarına aktarılmasına ilişkin 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde belirlenen süre, taksit aylarının son gününü izleyen günden itibaren hesaplanır. Taksitlerin kredi kartı kullanılmak suretiyle ödenmesi bu madde hükmüne göre katsayı uygulanmasına engel teşkil etmez." hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm, 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarının kredi kartı kullanılmak suretiyle de ödenmesine imkan vermektedir. Madde hükmüne göre kredi kartı kullanılarak ödeme yapılabilmesi için alacaklı kurumlar olan Maliye Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumunun tahsilata aracılık yapan bankalarla anlaşma yapması gerekmektedir.
Bu Tebliğin yayımlandığı tarih itibarıyla Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine ödenecek alacakların tahsilatı amacıyla ödemeye aracılık yapacak bankalarla gerekli anlaşma sağlanmış olup kredi kartı kullanılmak suretiyle yapılacak ödemeler Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesi (www.gib.gov.tr) üzerinden yapılabilecektir. Ancak, bankaların uygulama geliştirmeleri halinde, internet siteleri veya şubeleri üzerinden de kredi kartıyla tahsilat işlemleri yapılması mümkündür.
Kredi kartı ile yapılacak ödemeler, tüm taksitlerin veya birden fazla taksitin defaten ödenmesi ya da bir veya birden fazla taksitin ilgili taksit aylarına yansıtılmak suretiyle ödenmesi şeklinde yapılabilecektir.
Borçluların kredi kartına taksit şeklinde ödeme yapmak istemeleri halinde, 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarı banka tarafından borçlunun hesaplarına Kanunun öngördüğü taksit aylarında yansıtılacaktır. Bununla birlikte, borçlu tarafından yapılan ödeme tutarını gösterir alındı, kredi kartı ile ödeme işleminin yapıldığı tarih itibarıyla verilecek ve borç ödenmiş kabul edilecektir.
6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince kredi kartı kullanılmak ve borçlunun bankadaki kredi hesaplarına taksit aylarında borç olarak yansıtılmak suretiyle yapılan ödemeler ilgili taksit ayının son gününü izleyen günden itibaren 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde belirlenen sürede Hazine hesaplarına aktarılacaktır.
Örneğin, borçlu tarafından Kanun kapsamında taksitlendirilmiş alacağın ilk üç taksit tutarının kredi kartı ile aynı gün ödendiği varsayıldığında, banka tarafından taksitler ilgili taksit ayları olan Mayıs, Temmuz, Eylül/2011 aylarında borçlunun hesap ekstrelerine yansıtılacak ve bu suretle yapılan tahsilat tutarları taksit aylarının son gününü izleyen 20 gün içerisinde Hazine hesaplarına aktarılacaktır.
Kredi kartıyla yapılan taksitli ödemenin Kanunun öngördüğü taksitli ödeme şekli olduğu dikkate alındığında, bu şekilde yapılan ödemelerde de katsayı uygulanacaktır.
4- Mahsuben ödeme
6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin beşinci fıkrasında Kanun hükümlerinden yararlanarak borçlarını yapılandıran mükelleflerin vergi dairelerinden olan alacaklarıyla yapılandırılan borçlarının ne şekilde ödeyebilecekleri hususu düzenlenmiştir.
Madde hükmüne göre, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine ödenmesi gereken amme alacaklarına uygulanmak üzere, Kanun hükümlerinden yararlanmak için başvuruda bulunan ve ödenecek tutarları ilgili vergi mevzuatı gereği iade alacağından kendi borçlarına mahsuben ödemek isteyen borçluların, bu taleplerinin yerine getirilebilmesi için başvuru ve/veya taksit süresi içinde ilgili mevzuatın öngördüğü bilgi ve belgeleri tam ve eksiksiz olarak ibraz etmeleri şarttır. Belgelere ek olarak mahsuben iadenin gerçekleştirilebilmesi için teminat, yeminli mali müşavir raporu veya vergi inceleme raporu da aranan durumlarda, bunların da aynı süre içinde vergi dairesine intikal etmiş olması gerekmektedir. 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin sekizinci fıkrasına ilişkin Tebliğin (VI/C-5-b ve g) bölümünde yapılan açıklamalar saklıdır.
Bu takdirde, ilgili mevzuatın borçlunun mahsup talebine esas aldığı tarih itibarıyla bu Kanuna göre ödenecek tutara mahsup işlemleri yapılacaktır. Mahsup talebine konu tutardan daha az tutarda mahsubun yapılması halinde, mahsuben ödeme suretiyle tahsil edilemeyen taksit tutarı için borçluya bildirimde bulunularak eksik ödenen bu tutarın bir ay içerisinde ödenmesi hususunda bildirimde bulunulması gerekmektedir.
Bir aylık süre içerisinde eksik ödenen taksit tutarının, ödenmesi gerektiği tarihten ödendiği tarihe kadar gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi halinde eksik ödenen tutar için bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır.
Mükelleflerin bu hükümden yararlanmaları için başvurularını bu Tebliğe ekli (Ek:2/D) dilekçe ile yapmaları gerekmektedir.
Diğer taraftan, mükellefin mahsup talebi üzerine mahsup işlemleri yapıldıktan sonra, fazla veya yersiz mahsup yapıldığının tespiti halinde, haksız alınan iade tutarı için vergi mevzuatı gereği gerekli tarhiyatın yapılacağı tabiidir. Bu durumda, Kanun kapsamında mahsup yoluyla yapılmış olan tahsilatlar için herhangi bir düzeltme işlemi yapılmayacaktır.
Öte yandan, 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin "II. Özel Esaslar" bölümü uyarınca iade taleplerinde özel esaslar uygulanan mükelleflerin, iade alacaklarının yapılandırılan borçlarına mahsubuna ilişkin iade taleplerinde, iade alacağının dayanağı iade hakkı doğuran işlem bazında ilgili KDV Genel Tebliğlerinde belirlenen genel esaslar uygulanacaktır.
D- MADDE HÜKMÜNDEN YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI
1- 6111 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında "(9) Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilmekte olan amme alacaklarından yıllık gelir veya kurumlar vergilerini, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi için bu madde ile 2 nci madde hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükellefler, taksit ödeme süresince bu vergi türleri ile ilgili verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergileri çok zor durum olmaksızın her bir vergi türü itibarıyla bir takvim yılında ikiden fazla vadesinde ödememeleri ya da eksik ödemeleri halinde belirtilen madde hükümlerine göre yapılandırılan borçlarına ilişkin kalan taksitlerini ödeme haklarını kaybederler." hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm, Kanunun 2 nci maddesine göre ödenecek taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde uygulanacak hükümler ile ilişkili olmayıp taksit ödeme süresince mükelleflerin beyanı üzerine tahakkuk edecek vergilerin zamanında ödenmesi ile ilgilidir.
Buna göre, Kanunun 2 nci maddesi hükmünden yararlanmak üzere yıllık gelir veya kurumlar vergileri, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi için başvuruda bulunan mükelleflerin maddede öngörülen diğer şartların yanı sıra; maddede belirtilen vergi türlerinden, taksit ödeme süresince beyan üzerine ilk taksit ödeme süresinin başlangıç tarihinden mükellef tarafından seçilen son taksit ödeme süresinin sonuna kadar, erken ödeme halinde borcun tamamen ödendiği tarihe kadar, tahakkuk edenleri vadesinde ödemeleri şarttır.
Örneğin, gelir vergisi mükellefi olan bir borçlu, Kanunun 2 nci maddesinden bu vergi türü için 18 eşit taksitte ödeme seçeneği ile yararlanması durumunda, ilk taksit ödeme süresinin başladığı 1/5/2011 tarihinden 18 eşit taksitin sona erdiği 31/3/2014 tarihine kadar beyanı üzerine tahakkuk eden, gelir vergisini, katma değer vergisini, gelir (stopaj) vergisini ve mükellefiyeti bulunması halinde özel tüketim vergisini ve bu vergilerle birlikte tahakkuk eden damga vergisini vadesinde ödemesi gerekmektedir.
Taksit ödeme süresince beyan üzerine tahakkuk eden vergilerin vadesinde ödenmesi şartı, bir takvim yılında her bir vergi türü için en fazla iki defa ihlal edilebilecektir. Böyle bir durumda borçlular Kanun hükümlerinden yararlanma haklarını kaybetmeyecektir.
Ancak, bir vergi türünün bir takvim yılında ikiden fazla vadesinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde mükellefler üçüncü ihlale konu verginin vadesinin rastladığı ayın sonuna kadar (bu tarih dahil) ödedikleri taksitler için Kanun hükmünden yararlanacak bu tarihten sonra ise Kanun kapsamında ödeme haklarını kaybedeceklerdir.
Diğer taraftan, mükelleflerin çok zor durumda bulunmaları nedeniyle borçlarını vadesinde ödeyememeleri hali Kanunun ihlal nedeni sayılmamıştır.
Çok zor durum hali, 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde geçen "çok zor durum" halini ifade etmektedir.
Buna göre, 6183 sayılı Kanuna göre vadesinde ya da vadesinden önce yapılan müracaatlara istinaden borçları tecil edilen mükelleflerin çok zor durumda bulundukları kabul edilecektir. Tecil talebi çok zor durum hali dışındaki nedenlerle (Örneğin, katma değer vergisi gibi taksitlendirilmesi uygun görülmeyen vergiler veya diğer nedenler) uygun görülmeyen mükellefler için tecil yapılmamakla birlikte, çok zor durum halinin varlığı tespit edilmişse madde hükmü ihlal edilmiş sayılmayacaktır.
Vergi dairelerince, mükelleflere hangi vergi türlerinden Kanundan yararlandıkları konusunda ayrıntılı bilgi verilecektir.
2- 6111 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasında "(2) Bu Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu ve 14 üncü maddesinin üçüncü fıkralarında vadesinde ödenmesi öngörülen alacakların veya taksit tutarının % 10'unu aşmamak şartıyla 5 liraya (bu tutar dâhil) kadar yapılmış eksik ödemeler için bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmaz." hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm, Kanun kapsamında ödenecek taksitler ile taksit ödeme süresince beyan üzerine tahakkuk edecek vergilerde 5 liraya kadar yapılacak eksik ödemeler konusunda ne şekilde işlem yapılacağı konusunu düzenlemektedir.
Buna göre, taksit ödeme süresince beyan üzerine tahakkuk eden ve Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında belirtilen vergilerin (her bir vergi türü itibarıyla) vadesinde yapılan ödemelerinde 5 liraya kadar eksik ödemeler ihlal sebebi sayılmayacaktır. Bununla birlikte, tahakkuk eden alacağın %10'u 5 liranın altında ise yüzde %10 tutarına isabet eden tutar kadar eksik ödeme hali ihlal sebebi sayılmamıştır. Ancak, bu tutarları aşan eksik ödemelerin ihlal sebebi olarak değerlendirileceği tabiidir.
Örneğin, Kanun hükmünden gelir vergisi için yararlanmış bir mükellefin Temmuz/2011 dönemine ilişkin beyanı üzerine tahakkuk eden katma değer vergisi 2.855,-TL olmasına rağmen bankaya 2.850,-TL olarak ödeme yapılmıştır. Eksik ödenen tutar 5 lirayı aşmadığından Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır. Diğer taraftan tahakkuk eden verginin % 10'u olan (2.855 x % 10=) 285,50 TL ise 5 liradan daha fazla olduğundan tutarın oranla mukayese edilmesine gerek olmadığı tabiidir.
3- Kanunun 2 nci maddesinin yedinci fıkrasında, bu madde hükmünden yararlanmak isteyen borçluların maddede belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamalarının şart olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle, madde hükmünden yararlanmak isteyen borçluların bu yöndeki iradelerini başvuruları sırasında belirtmeleri gerekmektedir.
E- DİĞER HUSUSLAR
1- 6111 sayılı Kanunun kesinleşmiş alacaklara ilişkin hükümlerinden, 213 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanunda yer alan sorumluluk düzenlemeleri nedeniyle mirasçılar, kefiller, şirket ortakları ve kanuni temsilciler gibi amme borçlusu sayılan kişiler sorumlu oldukları tutar dikkate alınarak yararlanabileceklerdir. 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Müşavirlik Kanunu uyarınca mükellefle birlikte borcun ödenmesinden müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunan yeminli mali müşavirlerin de bu madde hükmünden yararlanmaları mümkündür.
Asıl amme borçlusu ile birlikte borcun ödenmesinden birden fazla kişinin sorumlu olması halinde bu kişilerce Kanun hükümlerinden farklı taksit seçenekleri seçilmek suretiyle yararlanılması mümkün bulunmaktadır.
2- Adi ortaklıklarda ve kollektif şirketlerde ortakların şirketin borçları dolayısıyla müştereken ve müteselsil sorumluluğunun bulunması nedeniyle şirket adına tarh edilen vergi ve cezalar ile hesaplanan gecikme zammı ve gecikme faizleri için ortaklık adına Kanun hükümlerinden yararlanılması mümkün bulunmaktadır.
3- 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla haklarında 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre iflasının açılmasına karar verilen gerçek ve tüzel kişilerin Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri için iflas işlemlerini yürüten iflas idaresinin ilgili vergi dairesine yazılı olarak müracaat etmesi zorunludur.
Bununla birlikte, iflas halindeki tüzel kişiliklerin ortaklarının ve kanuni temsilcilerinin 213 sayılı Kanun ve 6183 sayılı Kanun uyarınca haklarında bu sıfatları nedeniyle yapılan takip işlemlerinden dolayı tüzel kişiliğin vergi dairesine olan borçları için Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri mümkün bulunmaktadır.
Ancak, iflas halinde bulunan mükelleflerden aranılan kamu alacaklarına ilişkin olarak Kanundan yararlanmak için başvuru süresi içerisinde herhangi bir başvuru bulunmaması ve bu alacakların 2/5/2011 tarihinden sonra iflas masasına kaydedilmiş olması halinde, alacaklar Kanunun kapsadığı dönemlere ait olsa dahi 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanılamayacaktır.
2004 sayılı Kanunun 179 ve devamı maddelerinde düzenlenen iflas ertelemesine ilişkin hükümler çerçevesinde iflas ertelemesine karar verilen şirkete veya kooperatife mahkemece erteleme kararıyla birlikte kayyım atanmaktadır. Mahkeme, yönetim organının yetkilerini tümüyle elinden alıp kayyıma verebileceği gibi yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğini kayyımın onayına bağlı kılmakla da yetinebilir. Haklarında iflas ertelemesi kararı bulunan şirketler ve kooperatifler 6111 sayılı Kanuna göre yapacakları başvurularını haklarında verilmiş mahkeme kararına göre temsile yetkili kişiler vasıtasıyla yapacaklardır.
4- 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önce, vergi mevzuatında yer alan düzenlemeler nedeniyle mahsuben iade talebi bulunan mükellefler diledikleri takdirde mahsup talep ettikleri borçları için Kanun hükümlerinden yararlanabilecektir. Bu takdirde, mahsuben iade talebinden vazgeçtiklerini bağlı bulundukları vergi dairesine, birden fazla vergi dairesine mahsup talepli borçları olması halinde, her birine ayrı ayrı Kanundan yararlanmak için belirlenen başvuru süresi içinde ekte bir örneği yer alan (Ek:2/E) dilekçeyle bildirmeleri gerekmektedir.
Mükellefin kendi borcu dışında, ilgili mevzuat uyarınca üçüncü şahısların borçlarına mahsup talebi olması halinde ise mahsup talebinden vazgeçebilmesi için borcuna mahsup istenen üçüncü şahsın da bu konuya yönelik irade beyanı aranılacaktır. Lehine mahsup talep edilen üçüncü şahsın ise mükellefin irade beyanı olmadan Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunabileceği tabiidir. Bu takdirde, mükellefin üçüncü şahıs lehine yaptığı mahsup talebi hükümsüz kalacaktır.
Bununla birlikte, mahsup talebinden vazgeçen mükelleflerin, mahsup talebine konu iade alacaklarını 6111 sayılı Kanunun kapsamındaki taksitlerine Kanunun 18 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmüne göre veya Kanun kapsamında yapılandırılmayan vergi borçlarına ilgili mevzuat uyarınca mahsubunu talep etmeleri mümkündür. Bu durumda, mahsuba esas alınacak tarih, Kanunun yayımlandığı tarihten sonra yaptıkları başvuru esas alınarak belirlenecektir.
Diğer taraftan, katma değer vergisi iade alacağının vergi borcuna mahsubunu talep eden ve vergi borcunu 6111 sayılı Kanuna göre ödemek üzere bu mahsup talebinden vazgeçen mükelleflere anılan alacaklarının, mahsubundan vazgeçilen borcun söz konusu Kanun kapsamında yapılandırılmasından sonra hesaplanan taksit tutarları toplamını aşan kısmı ilgili mevzuat hükümlerine göre ve 6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi de göz önünde bulundurularak nakden iade edilebilecektir.
5- 6111 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanuna göre ödenecek alacaklarla ilgili olarak tatbik edilen hacizlerin yapılan ödemeler nispetinde kaldırılacağı ve buna isabet eden teminatların iade edileceği hükme bağlanmıştır.
Buna göre, Kanun kapsamındaki borçlarını ödemek üzere başvuran ve borçlarına karşılık ödemede bulunan mükelleflerin mal varlığına tatbik edilen hacizler, bu malların bölünebilir nitelikte olması ve haczin devam edeceği malların amme alacağını karşılayacak değerde olması halinde, ödemeler nispetinde kaldırılacaktır.
Bu hüküm çerçevesinde, borçları Kanun hükmüne göre taksitlendirilen mükelleflerin teminat değişikliği talepleri de değerlendirilebilecektir.
6- 6111 sayılı Kanuna göre başvuruda bulunan ve borçları Kanuna göre taksitlendirilen mükellefler tarafından, vergi borçlarının olup olmadığına dair yazı istenilmesi halinde taksitlendirme ihlal edilmediği sürece bu borçları için vadesi geçmiş borcun bulunmadığına dair yazı verilecektir.
7- 6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendi ile il özel idareleri, belediyeler ve bunlara bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlara, Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarlarını genel taksit süresinden daha uzun sürede ikişer aylık dönemler halinde 36 eşit taksitte ödenmesi imkanı verilmiştir.
Aynı bent ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye Futbol Federasyonu ve özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş olan ve Türkiye'de sportif alanda faaliyette bulunan spor kulüplerine de Kanun kapsamında yapılandırılan alacaklarını ikişer aylık dönemler halinde 42 eşit taksitte ödeme imkanı tanınmıştır. Spor kulüplerinin bu imkandan yararlanabilmeleri için başvuru sırasında Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye Futbol Federasyonu ve özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş spor kulübü olduklarını belirten belgeyi ibraz etmeleri gerekmektedir. Bu kulüplerin dernek veya şirket şeklinde örgütlenmiş olması madde ile verilen imkandan yararlanmalarına engel teşkil etmemektedir. Spor kulüplerinden aranılan amme alacaklarıyla ilgili olarak ikincil sorumluluğu bulunan kişiler de bu hükümden yararlanabilecektir.
6111 sayılı Kanun hükmüne göre bu kuruluşların kendilerine verilen imkanı kullanarak ödeme yapmak istemeleri halinde, yapılandırılan alacak tutarına; yirmidört eşit taksit için (1,20), otuz eşit taksit için (1,25), otuzaltı eşit taksit için (1,30) ve kırkiki eşit taksit için (1,35) katsayısı uygulanacaktır. Katsayı uygulaması bu Tebliğin (II/C-2) bölümüne göre yapılacaktır.
Diğer taraftan, il özel idareleri, belediyeler ve bunlara bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar dışında il özel idareleri ve belediyelere ait tüzel kişiler Kanunun tanıdığı 36 eşit taksit imkanından yararlanamayacaklardır.
8- 6111 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin dördüncü fıkrasında "(4) 5393 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesi ile 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun geçici 3 üncü maddesi kapsamında uzlaşılan alacaklar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz." hükmü yer almakta olup, anılan Kanunlar uyarınca uzlaşma hükümlerinden yararlanan kuruluşlardan aranılan amme alacaklarının 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılmamasına özellikle dikkat edilecektir.
9- 6111 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin altıncı fıkrası gereğince, Kanun hükümlerinden yararlanan il özel idareleri, belediyeler ve bunlara bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmü uygulanmayacaktır. Buna göre, anılan kuruluşların, Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinden yararlanmak üzere başvuruları üzerine yapılandırılan borçlarını ödeme süresince beyanları üzerine tahakkuk eden vergilerini vadesinde ödeme şartı bulunmamaktadır.
10- Borçlu tarafından Kanun kapsamında yapılan ödemelerin kredi kartı kullanılmak suretiyle yapılması durumunda borç kredi kartı ile ödeme işleminin gerçekleştiği anda ödenmiş olacağından, bu şekilde yapılmış olan ödemeler yönünden de varsa ödenen alacaklara ilişkin tatbik edilmiş hacizler ödeme nispetinde kaldırılacak ve alınmış teminatlar iade edilecektir.
Kredi kartıyla son taksiti de içerecek şekilde ödeme yapılması halinde;
- Kredi kartıyla yapılan ödemelerin ilişkin olduğu motorlu taşıtların satış ve devrine ait ilişik kesme belgesi verilebilecektir.
- Kredi kartı ile yapılan ödeme tarihinden itibaren Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında yer alan taksit ödeme süresince beyan üzerine tahakkuk eden vergilerin vadesinde ödenme şartı aranılmayacaktır.
11- 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükümlerinden yararlanmak için açılmış davalardan vazgeçilmesi şart olduğundan, borçlular tarafından Kanundan yararlanmak için yapılan başvurular üzerine tahsilat işlemlerinden dolayı açılmış davalar sulh yoluyla sonuçlanacaktır. Bu nedenle, 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesi uyarınca alacağın takibi için düzenlenerek tebliğ edilen ödeme emrine karşı açılmış olan davalara konu alacaklar için Kanun hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunulması halinde, ödeme emrine karşı açılmış davalardan da vazgeçildiğinden, 6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesi gereğince %10 oranındaki haksız çıkma zammı talep edilmeyecektir.
12- 6111 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesi hükümlerinden yararlanma talebinde bulunmayan ancak Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla 13/11/2008 tarihli ve 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun kapsamında tahakkuk eden vergilerini ödememiş bulunan mükellefler, bu borçlarını 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında ödeyebileceklerdir.
13- 6111 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin yedinci fıkrasında; 351 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinden yararlanmak üzere Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna (YURTKUR) olan öğrenim ve katkı kredisi borçlarını yapılandırmak üzere başvuruda bulunan ancak Kanunun öngördüğü şartları yerine getiremeyen borçlulara, 351 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi çerçevesinde borçlarını ödeme imkanı getirilmiştir. Bu hükümden yararlanmak isteyenlerin 31/5/2011 tarihine kadar YURTKUR'a başvurmaları gerekmektedir.
Diğer taraftan, gerek Kanunun 17 nci maddesinin yedinci fıkrası hükmünden yararlanmak istemeyen gerekse daha önce 351 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinden yararlanmayan borçlular 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükümlerinden yararlanabilecektir.
14- Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunmayan ya da borçları Kanun kapsamına girmeyen mükelleflerden aranılan amme alacaklarının takip ve tahsiline devam edilecektir.
İlgili Mevzuat ve Rehberler
- 1 SERİ NO'LU BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI HAKKINDA 6111 SAYILI KANUN GENEL TEBLİĞİ — tüm maddeler
- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
- Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun
- Vergi Usul Kanunu
- Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu
- İcra ve İflas Kanunu
- Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun
Bu maddeden çıkan soruları çözmek için
Paketleri İncele