Ana içeriğe geç

Vergi ihtilâfının buna bakmaları kanunen yasak olan kimseler huzuriyle bakılmış ve karara bağlanmış olması.

Vergi Usul Kanununun 5 - 6 ncı maddesiyle, İtiraz ve Temyiz Komisyonlarında görevli olanların bazı yakınlarınlarının işlerine bakmaları yasak edilmiştir. Bu yasağa aykırı olarak vergi ihtilâfı kanunda sözü edilen kimselerin huzuriyle incelenmiş ve karara bağlanmış ise incelemelerin iadesi istenebilir.

8. Aynı sebep veya olayın bir mükellef ile vergi dairesi arasında başka başka neviden vergilerde ihtilâflara yol açmış ve bu ihtilâflar hakkında birbirine aykırı kararlar verilmiş olup bu kararların hepsinin kesinleşmiş olması.

Tekbir olay çeşitli vergilerde ihtilâflar doğurabilir. Meselâ, bir mükellef, vergi kaçırmak kasdiyle sahte vesika düzenlemiş ve bu hareketle tabi tutulduğu gelir ve muamele vergilerini ziyaa uğratmış olsa bu fiili kanunî tarife göre kaçakçılık mahiyetindedir. Meydana çıkarılan kaçakçılığa dayanılarak hesaplanan vergiler ve cezalar ayrı ayrı ihtilâfların konusu olur. Bu çeşitli ihtilâflar dolayısiyle komisyonlarca ittihaz olunan kararlardan meselâ, gelir vergisi hakkındaki kararda olayın kaçakçılık fiili olduğu kabul edildiği halde aynı kaçakçılık sebebine dayanan muamele vergisi hakkındaki kararda kaçakçılık mevcut olmadığı fiilin kusurdan ibaret bulunduğu kabul edilirse, her iki kararda kesinleşmiş olmak şartiyle incelemelerin iadesi istenebilir.

İncelemelerin iadesinde süre : (V. U. K. Md. 408)

İncelemelerin iadesi için Vergi Usul Kanununda bir aylık süre tespit edilmiştir. Yalnız bu sürenin başlangıç tarihi iade sebeplerinin çeşidine göre değişmektedir. Şöyle ki; yukarıda tespit edilen iade sebeplerine mütenazır olarak itiraz İncelemelerinin İade süresi:

- Vergi ihtilâfına bakıldığı sırada elde edilemiyen bir belge veya defterin ele geçirildiği;

- Karara müessir olan defter ve belgelerin sahteliğine hükmolunduğunun veya sahteliğinin ikrar olunduğunun öğrenildiği;

- Karara müessir olan ilâmın veya kararın kesin bir hükümle kaldırılmış olduğunun öğrenildiği;

- Lehine karar verilen tarafça karara müessir bir hile kullanıldığının öğrenildiği;

- Bilirkişilerin kasten yalnış rapor verdiklerine hükmolunduğunun öğrenildiği;

- Mükellefin vekili veya temsilcisi olmıyan kimseler huzuruyla vergi ihtilâfına bakılmış olması,

- Vergi ihtilâfının buna kanunen bakması yasak olan kimseler huzuriyle bakılmış ve karara bağlanmış olduğunun öğrenildiği;

- İlk karara aykırı olarak sonradan verilen kararın tebliğ edildiği; tarihlerden başlar.

Yukarıda tespit edilen tarihlerden başlıyarak bir aylık süre geçtikten sonra incelemelerin iadesi istenemez. Aleyhine incelemelerin iadesi isteğinde bulunulan taraf, her zaman, iade sebeplerinin bunu istiyen tarafça daha önce öğrenildiğini ileri sürebilir ve süre geçmesi bakımından iade isteğinin reddini istiyebilir.

Vergi Usul Kanununda incelemelerfn iadesinin istenebileceği azami süre de ayrıca tespit edilmiş bulunmaktadır. Bu, üç yıllık bir süredir. Bu süre geçtikten sonra incelemelerinin iadesi istenemez. Üç yıllık sürenin başlangıcı, İtiraz Komisyonu kararı üzerine iade isteniyorsa, İtiraz Komisyonu kararının tebliğinden temyiz edilen hallerde Temyiz Komisyonu kararının tebliğinden başlar.

İadenin şekli : (V. U. K. Md. 409)

İncelemelerin iadesine ait talepler bir dilekçe ile vergi ihtilâfına bakmış olan komisyonda yapılır ve orada incelenir.

İade isteklerine ait dilekçeler aynen itiraz dilekçeleri şeklinde iki nüsha olarak hazırlanır. İncelemelerin iadesi isteklerine, vergi ihtilâfına bakmış olan İtiraz Komisyonunda bakılır. Dilekçeler, posta ile taahhütlü olarak gönderilebileceği gibi, vergi ihtilafına bakmış olan komisyon başkanlığına veya bulunulan yerdeki muvazzaf İtiraz Komisyonu Başkanlığına, muvazzaf İtiraz Komisyonu yoksa İtiraz Komisyonu Başkanı sıfatiyle en büyük mülkiye âmirine verilebilir. Bu dilekçeleri alan makamlar, gerekli giriş kaydını yaptırdıktan sonra iade incelemesini yapmağa yetkili komisyon başkanlığına gönderirler.

İadenin sonuçları : (V. U. K. Md. 411 )

İncelemelerin iadesi talepleri kararın icrasını geciktirmez. Ancak, icranın geciktirilmesi iade istiyen mükellef tarafından istenildiği ve teminat gösterildiği takdirde, 400 üncü madde hükmü uygulanır.

İncelemelerin iadesi üzerine verilen karar aleyhine iade istenemez. Şu kadar ki, kararlar Temyiz Komisyonunda temyiz olunabilir.

Esas itibariyle, incelemelerin iadesi istekleri; komisyonlardan çıkan ve kesinleşen kararların icrasını geciktirmez. Ancak iade isteğinde bulunan mükellef veya sorumlular icranın geciktirilmesini de isteyebilirler. Bu halde mükellef veya sorumlu tarafından teminat gösterilmek şartiyle;

V. U. K. nun 404 üncü maddesinde gösterilen icranın geciktirilmesine ait hükümler uygulanır.

İdarî davaların mahiyeti :

İdarî dava, ferdin idare edenlere karşı hak ve menfaatlerinin korunması maksadıyla ortaya çıkarılmış bir yargılama çeşididir.

Bu davalar, idarî eylem ve işlemler aleyhine, bu eylem ve işlemleri yapanların âmirlerine karşı vâki şikâyetlerin istihalesi ve tekâmülü sorununda meydana çıkmışlardır.

İdarî ihtilâfların menşeyleri muhtelif ve birbirinden farklı olduğu için bunlardan çıkan davalarda hukukî mahiyetleri ve yapıları bakımından birbirinden farklıdır.

Bu itibarla idarî davaların muhtelif şekilleri vardır. Bunların bir kısmının hukukî mahiyeti ve yapısı hususî münasebetler ve hukuk sahasındaki davalardan tamamen ayrıdır. Bunlar idare hukukuna mahsus davalardır.

İdarî Davalar, İptal Davaları, Tam Kaza Davaları ve Temyiz Davaları ile tefsir davası olmak üzere dört kısma ayrılır :

Danıştay'da dava nev'ileri :

I - İLK DERECE MAHKEMESİ OLARAK DANIŞTAY'DA GÖRÜLECEK DAVALAR:

Kanunlarda ayrı bir idarî yargı mercii gösterilmemiş olan aşağıda yazılı idarî uyuşmazlıklar ve davalar doğrudan doğruya ve kesin olarak Danıştay'da karara bağlanır.

A _ İptâl davaları,

B _ Tam kaza (yargı) davaları.

A _ İptâl davaları : (521 sayılı Kanun Md. 30/A)

Kanun ve tüzüklere aykırı olan idarî kararlardan (İdarenin işlemlerinden) dolayı menfaatleri haleldar olan kimseler tarafından bu işlemlerin ortadan kaldırılması maksadile açılan dâvalardır.

İdarenin işlemlerinin esas, sebep, maksat, konu, yetki ve şekil bakımlarından kanun ve tüzüklere aykırılığı iddia olunabilir.

Meselâ, esas bakımından kanuna aykırılık, kanun hükümlerinin yanlış veya yersiz uygulanmasıdır.

Konu ve maksat bakımından aykırılık, kanunun gözettiği maksat dışında muamele yapılmasıdır.

Yetki bakımından aykırılık, muamelenin onu yapmağa yetkili olmayan bir kimse tarafından yapılmış olmasıdır.

Şekil bakımından kanuna aykırılık ise, kanunun koyduğu şekil ve usullere uyulmamasıdır.

Tarhiyat sırasında vukubulacak vergi hatalarının düzeltilmesi için mükellefler, mezkûr kanunun 122 nci maddesi mucibince ve aynı kanunun 381 inci maddesine uygun olarak vergi dairesinden düzeltme talebinde bulunabilecekleri gibi süresi geçtikten sonra muttali oldukları hatalı tarhiyatın düzeltilmesini istiyen fakat bu talepleri red olunan mükelleflerin de yine aynı kanunun 124 üncü maddesine dayanarak şikâyet yoliyle Bakanlığa müracaat edebileceklerini malûm bir keyfiyettir. Bu itibarla, bu esasa uygun olmayan ihtilâfların İtiraz ve Temyiz Komisyonlarında savunulması sırasında evvel emirde bu noktaların ileri sürülmesi ve itirazın usul bakımından reddedilmesinin talep ve temini lâzımdır.

V. U. K. nun 116 ncı maddeleri hükümlerine göre, mükelleflerin itiraz süresinin bitmesinden sonra düzeltme taleplerinin Vergi Dairesince reddedilmesi üzerine Bakanlığa (İI Özel İdare vergileri hakkında Valiliğe ve Belediye vergileri hakkında Belediye Başkanlığına) şikâyet yolu ile müracaat edip bu hususta menfi bir karar almaları halinde bu karar dolayısiyle Danıştay'da iptal davası açabilmeleri mümkündür.

B _ Tam kaza davaları : (521 sayılı Kanun Md. 30/B)

Tam kaza davaları tazminat davalarıdır. İdarenin eylemlerinden dolayı hukuku muhtel olanlar tarafından açılan davalardır. Bu davalarda idarî bir muamele veya kararın yani idarenin eylem ve işlemlerinin ortadan kaldırılması değil uğranılan zararın tazmini talep olunur.

II - TEMYİZ DAVALARI : (521 sayılı Kanun madde : 31)

Bu davalar, Danıştay'ın altında yargı kararı veren mercilerce ittihaz edilmiş olan yargı kararlarının bozulması talebile açılan davalardır.

Yargı kararı veren merciler şunlardır :

a) Vergiler Temyiz Komisyonu

b) Vergiler İtiraz Komisyonları

c) İl İdare Kurulları

d) İlçe İdare Kurulları.

Vergi Kanunlarının uygulanmasından doğan uyuşmazlıklara ilişkin olarak Vergiler Temyiz Komisyonundan sadır olan kesin kararlar (213 sayılı V. U. K. Md. 401) Danıştay tarafından tetkik edilmekte ve karara bağlanmaktadır.

Temyiz davalarının, tam kaza ve iptal davalarından farkı hem idarenin hem de fertlerin dava açabilme yetkisine sahip bulunmalarıdır.

Tam kaza ve iptal davalarını fertler açarlar. İdare fertler aleyhine tam kaza veya iptal davası açamaz. Çünki davaya sebep olan muameleyi yapan veya kararı alan dairenin dava açmasına ihtiyaç yoktur.

İptal ve tam kaza davalarında hasım, o muameleyi yapan idarî makamdır. Temyiz davalarında ise davayı, kararı veren heyet aleyhine değil, karardan istifade eden taraf aleyhine açmak icap eder.

Dava açma süresi : (521 sayılı K. Md. 67 - 69 - 70 - 72 ve 73)

Danıştay'da idarî dava açma süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı bir süre gösterilmeyen hallerde (90) gündür.

Adresleri belli olmayanlara özel kanunlardaki hükümlere göre ilân yolu ile bildirim yapılan hallerde, özel kanunda hilâfına hüküm bulunmadıkça süre, son ilân tarihinden itibaren (15) gün sonra başlar.

Kanuna göre ilânı gereken düzenleyici ve genel tasarruflara karşı ilân tarihinden itibaren (90) gün içinde dava açılabilir. Ancak bu tasarrufların kendilerine tatbiki üzerine alâkadarlar dava açmakta muhtardırlar.

İdarî yargı mercilerinden çıkan kesin yargı kararlarına karşı Danıştay'a temyiz yoliyle başvurma süresi özel kanunlarda ayrı bir süre gösterilmeyen hallerde, bu kararın tebliğ tarihinden itibaren gene (90) gündür. (521 sayılı Kanun madde : 67/2-3-4)

1. Sürenin başlangıcı :

(90) günlük süre, her nevi idarî muamele ve kararların usulü dairesinde tebliğinden itibaren, idarî fiiller (eylemlerden) dolayı açılacak davalarda bu fiiller öğrenildikten itibaren başlar.

2. İdareye müracaatta cevap alınamaması halinde süre : (521 sayılı Danıştay Kanunun Madde : 69)

İlgililer idareye müracaat etmişlerse, bu müracaatla cevap almaları halinde yukarıda yazılı olduğu şekilde müddeti zarfında dava açacaklardır.

Ancak, idare cevap vermemişse (3) ay beklenir. Bu müddetin bitiminde müracaat reddedilmiş sayılır. (3) ayın bitiminden itibaren (90) gün zarfında dava açılması lâzımdır.

3. Üst makama müracaat halinde süre : (Hiyerarşik müracaat) Alâkalılar tarafından idarî dava açılmadan evvel idarî bir muamele veya kararın kaldırılması yahut değiştirilmesi için üst idarî makamlara müracaat olunabilir. Bu müracaatın dava açma müddeti zarfında yani (90) gün içerisinde yapılması lâzımdır. Bu müracaat işlemeye başlamış olan idarî dava açma süresini durdurur.

Üst idarî makam talebe uymazsa kararın tebliği tarihinden itibaren süre yeniden işlemeye başlar. Müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır. (521 sayılı Kanun madde : 70)

Üst idarî makam müracaatla cevap vermezse iki numaralı bentte yazılı olduğu üzere üç ayın bitiminden itibaren (90) günden geri kalan müddet zarfında dava açılabilir.

Temyiz yoliyle açılacak davalarda üç numaralı bent hükmü işlemez. (521 sayılı Kanun madde : 70/4)

Üst makama müracaattan sonra açılacak davalarda hasım üst makamdır.

Doğrudan doğruya (Tam kaza davası) açılması halinde süre :

İdarî eylemlerden (fiillerden) hakları ihlâl edilmiş olanların, idarî dava açmadan evvel bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl zarfında ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lâzımdır. Bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde bu mevzudaki işlemin tebliğ tarihinden ve üç ay zarfında cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren (90) gün zarfında dava açabilirler. (521 sayılı Kanun madde : 72)

İlgililer, haklarını da ihlâl eden bir idarî muamele dolayısiyle Danıştay nezdinde iptâl ve tam kaza davalarını birlikte açabilecekleri gibi evvelâ iptâl davası açarak bu dava üzerine muamelenin iptâli halinde bu husustaki kararın kendilerine tebliği tarihinden itibaren (90) gün zarfında tam kaza davası açabilirler. Bu halde de alâkadarların idareye müracaat hakları mahfuzdur. (521 sayılı kanun madde : 71)

Temyiz davalarında süre : Yargı kararları aleyhine bu kararların tebliği tarihinden itibaren (90) gün zarfında dava açmak icabeder. Bu müddet geçerse dava hakkı düşer. Ancak taraflardan biri dava açtığı takdirde karşı taraf, cevap verme süresi zarfında mukabil dava ikame edebilir. (521 sayılı kanun madde : 73/2)

521 sayılı Kanunun 67 nci maddesi hükümlerine göre gerek idare gerek mükellefin Vergiler Temyiz Komisyonunun kesin kararlarının İtiraz Komisyonunca (213 sayılı Kanunun 402 nci maddesindeki (Kararın tasdikli örnekleri usulen İtiraz Komisyonunca taraflara tebliğ edilir) hükmüne dayanılarak kendilerine tebliğ edildiği tarihten başlıyarak (90) gün zarfında Danıştay'da temyizen tetkikini talep edebilirler. Bu itibarla (90) günlük sürenin hesabında V. U. K. nun 402 nci maddenin son fıkrası (Temyiz Komisyonunun nihaî kararlarının tazammun ettiği vergi veya vergi cezası, ilgili vergi dairesince hesaplanarak bir ihbarname ile ve en çok bir hafta içinde mükellefe tebliğ edilir.) hükmü gereğince yapılacak tebliğin esas olmıyacağı şüphesizdir.

İdarî dava açılması ile ilgili hususları : (V. U. K. Md. 406) Danıştay Kanunu (63, 65, 66)

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 406 ncı maddesi ile aynı kanunun 1 inci maddesinde belirtilen genel bütçeye dahil vergi, resim ve harçlar, ayrıca kaldırılan vergi, resim ve harçlar hakkında mükelleflik, muaflık, istisna, mükelleflik şekli ve vergi cezalarının uygulanması bakımından doğan ihtilâfların halli mevzuunda dikkat edilmesi gereken hususlar aşağıda gösterilmiştir.

1. Miktarı 30 bin lirayı (İl özel İdare vergilerinde 3 bin lirayı) aşmıyan matrahlar üzerinden tarh olunan vergi, resim ve harçlar ile 3 bin lirayı aşmıyan belediye gelirleri hakkındaki Temyiz Komisyonu kararları kesin olduğundan bu kararlar aleyhine Danıştay'da dava açılamaz.

2. Vergi Daireleri Bakanlıktan, (İl Özel İdareler ile Belediyeler Valilikten) muvafakat almadıkça Temyiz Komisyonunun kesin kararları aleyhine Danıştay'da dava açamaz.

3. Hâdise hakkında İtiraz ve Temyiz Komisyonlarına başvurulmadan Danıştay'a gidilemez.

Bu duruma göre, anılan kanunun 116 ve müteakip maddelerinde yazılı vergi ve hesap hatalarından olmayan hukukî ihtilâflar itiraz süresi içinde malî kaza mercilerine başvurulmak suretiyle halledilmesi icap ettiğinden Danıştay'a intikal ettirilecek hâdiselerde vergi daireleri tarafından dosyanın bu yönden sıkı bir incelemeye tabi tutularak İtiraz ve Temyiz Komisyonuna gitmeden doğruca Danıştay'ca dava ikame etmiş olan mükelleflere ait savunmalarda evvelemirde bu cihetin savunulması icap eder:

4. Yukarıda açıklandığı gibi kanunun 406 ncı maddesi mucibince, (mükelleflik, muaflık, istisna, mükelleflik şekli ve vergi cezalarının uygulanması hususları hariç olmak üzere) miktarı 30 bin lirayı aşmıyan matrahlar üzerinden tarh olunan vergi, resim ve harçlar hakkında Temyiz Komisyonunca ittihaz edilen kararlar kesin olduğundan, bu kararlar aleyhine idarî dava açılması mümkün değildir.

Ancak, tarhiyatın cezalı yapılması halinde, matrah miktarına bakılmaksızın, Temyiz Komisyonu kararı aleyhine Danıştay nezdinde idarî dava açılabilir. Esasen Danıştay'ın içtihadı da bu yöndedir.

Bu itibarla, tarhiyatın cezalı yapılması halinde, bu hususun dava lâhıyasında behemahal belirtilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan İtiraz ve Temyiz Komisyonlarında dermeyan ve iddia edilmiyen hususlar Danıştay'da ileri sürülemiyeceği gibi mezkür mercilere ibraz edilmiyen vesikaların Danıştay'da tetkiki de mümkün bulunmadığından bu çok önemli noktaların idarî dava açılması mevzuunda dikkatle gözönünde bulundurulması iktiza eder.

5. Temyiz Komisyonu bazı ahvalde mevcut bir ihtilâf dolayısiyle bir kısım matrah hakkında kesin ve bir kısım matrah hakkında da bozma kararı vermektedir. Bu kabil kararlarda bozma kararının neticesini beklemeden kararın kesin kısmına karşı dava açılması gerekir. Temyiz Komisyonu kararı üzerine tashih, tavzih veya incelemenin iadesi talebinde bulunulmuş olması da bu kararın idarî dava konusu yapılmasına mani olmadığından, idarî dava açılması mevzuunda bu noktaların ehemmiyetle tetkiki gerekmektedir.

Kanunun bahsi geçen 406 ncı maddesine göre, İtiraz ve Temyiz Komisyonları kararlarına iktiran etmemiş olan ihtilâftarın idarî dâva konusu yapılması mümkün değildir. Ancak ortalama kâr hadlerine ve götürü matrahlara vaki itirazların resen Danıştay'da itiraz mevzuu yapılmasının mümkün olduğunun unutulmaması icabeder.

Temyiz kararlarının çeşitleri : (V. U. K. Md. 401 )

Vergiler Temyiz Komisyonu tarafından üç çeşit karar ittihaz olunur.

Temyiz Komisyonu yaptığı incelemeler sonunda İtiraz Komisyonu kararlarının kanuna ve usule uygun olduğunu görürse kararı tasdik eder. Aksi halde yani bozma sebeplerinden biri mevcut bulunduğu takdirde İtiraz Komisyonu kararı bozulur.

Temyiz Komisyonu bazan kanunun açık hükümlerine aykırı gördüğü hususları inceliyerek İtiraz Komisyonu kararını bozacak yerde re'sen nihaî karar da verebilir.

Temyiz Komisyonunun tasdik kararları ile re'sen verdiği nihaî kararlar ve genel kurul kararları kesindir.

Kesin olan kararların artık bir idarî muamele veya kararla değiştirilmesi veya Temyiz Komisyonunda tekrar incelenmesi bahis konusu olmaz. Gerek idare gerek mükellef ve sorumlular kesin kararlara uymak zorundadırlar. Temyiz Komisyonunun kesin olan kararları üzerine Danıştay'da idarî dava açılabilir. Bundan başka Vergiler Temyiz Komisyonunun kısmen tasdik kısmen bozma mahiyetinde olan kararlarının, tasdike taallûk eden hükümleri de kesin mahiyeti haizdirler. Bu itibarla söz konusu kararların tâsdikini tazammun eden kısımları üzerine de belli süre içinde Danıştay'da dava açılması mümkündür.

Temyiz Komisyonunun bozma kararları ile kesin mahiyette olmayıp, ihtilâflı olayın İtiraz Komisyonu tarafından yeniden incelenmesini tazammun eder.

Dava açılmasını veya açılmamasını kararlaştırmaya yetkili merciler :

(Vergi Daireleri Kuruluş ve Görevleri Yönetmeliği Md. 11,4)

Yukarda bahsedilen 406 ncı madde hükmü Temyiz Komisyonunun bütün kesin kararları üzerine Danıştay'da dava açılmasını ve bu sebeple her karar için Bakanlıktan muvafakat alınmasını gerektirmez.

a) Dava açılması için Vergi Dairesince Temyiz Komisyonunun herhangi bir kesin kararı üzerine açılacak dava neticesinden bir fayda mülâhaza edilmiş olması icabeder. Bu fayda, olay hakkında Temyiz Komisyonu kararına mesnet olan kanun hükmünün vergi dairesince başka türlü anlaşılmasından veya Temyiz Komisyonunun herhangi kesin bir kararına mesnet olan kanun hükmü hakkında en yüksek idarî kaza mercii olan Danıştay'ca bir içtihad tesisine imkân verilmesi sebebiyle de olabilir. Bu takdirde dava açılması için Bakanlıktan muvafakat istihsaline tevessül edilmesi icabeder.

Ancak dava açılması istenilen hallerde, aynı konuda aksi bir Bakanlık tebliği varsa bu cihetin Bakanlığa yazılacak yazıda her halde belirtilmesi gerekir .

Bakanlıkça genel olarak dava açılmaması tebliğ edilen hususlarda ise dava açılmasına mahal olmıyacağı tabiidir,

b) Dava açılmasında bir fayda umulmıyan hallerde; dava açılmasını gerektiren mucip sebepler açıklanmak suretiyle İl ve İlçelerdeki Vergi Daireleri tarafından miktarı 200 liraya kadar olan vergi veya cezalara müteallik kararlar aleyhine dava açılmamasına re'sen karar verebilir.

Miktarı 1000 liraya (1000 lira dahil) kadar olan vergi veya cezalara müteallik kararlar üzerine, vergi dairesince dava açılmasında fayda görülmiyen hallerde vergi dairesi müdürü keyfiyeti, mucip sebepleri açıklamak suretiyle Defterdarlığa bildirir. Defterdar teklifi kabul eylediği takdirde dava açılmamasına re'sen karar verir ve keyfiyeti vergi dairesi müdürüne bildirir.

Miktarı bin liradan beşbin liraya (5000 lira dahil) kadar olan vergi veya cezaya taallûk eden kararlar üzerine vergi dairesince dava açılmasına lüzum görülmiyen hallerde de Defterdar İl veya Bölge Muhakemat Müdürünün, Muhakemat Müdürü bulunmıyan yerlerde Hazine Avukatının mütalâası alındıktan sonra Danıştay'da dava açılmamasına karar verebilir ve keyfiyeti yine vergi dairesine bildirir.

Miktarı 5000 lirayı aşan vergi veya cezaya müteallik bulunan Temyiz Komisyonu kesin kararlarına karşı vergi dairesince Danıştay'da dava açılmasında fayda mülâhaza edilmiyen hallerde ise, dava açılmak istenilmemesi sebebi yazılacak yazıda açıkca belirtilmek suretiyle Bakanlığa bildirilmesi ve Bakanlıktan muvafakat istihsal edilmesi gere-kir.

c) Vergi Dairesince dava açılmasına lüzum görülmediği halde, Defterdarca re'sen veya Muhakemat Müdürü veyahut Hazine Avukatının mütalâasına müsteniden veya Muhakemat Müdürü veya Hazine Avukatının nıütalâaları hilâfına dava açılmasında fayda mülâhaza edilmiş bulunduğu takdirde, Defterdarlıkça mucip sebepleri açıklanmak suretiyle, dava açılması lüzumu Vergi Dairesine tebliğ edilir. Vergi Dairesince buna uyularak dava dilekçesi tanzim olunur.

Bazı ahvalde Vilâyet, Defterdarlıklar ve Hazine Avukatları tarafından verilen muvafakata müsteniden Danıştay'da dava açıldığı görülmektedir. Kanunun mevzuubahis hükmü karşısında Bakanlıktan muvafakat alınmaden dava açılması mümkün bulunmadığından bu kabil hareketlerden kaçınılması icap eder. Bu arada 6183 sayılı Âmme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 13, 17 ve 58 inci maddelerine göre ihtiyati haciz ihtiyati tahakkuk ve ödeme emirleri hakkında İtiraz Komisyonunca verilen kararlar kesin olup kararlar dolayısiyle Temyiz Komisyonuna gidilmeden doğrudan doğruya Danıştay'da dava açılabileceği cihetle Bakanlığımızın (Gelirler Genel Müdürlüğü) 12/1/1957 gün ve 2161870 1298/2009 sayılı yazısiyle belirtildiği gibi sadece bu kararların idarî dava konusu yapılması için Bakanlıktan muvafakat almağa lüzum yoktur.

Dava Dilekçelerinin tanzim şekli : (Danıştay K. 63, 64, 65, 66, 76)

- NUMUNE : 3 -

İdari davalar, Danıştay Başkanlığına hitaben tanzim olunan dilekçelerle açılırlar.

Dilekçeler Danıştay Başkanlığına karşı taraf sayısından bir nüsha fazlasiyle verilir.

Dilekçelerde :

- Tarafların ve varsa, vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri,

- Davanın mevzuu ve sebepleri ile dayandığı deliller.

Burada dikkat edilecek husus, İtiraz ve Temyiz Komisyonlarına yapılan müracaatlarda dermeyan edilmeyen iddiaların Danıştay'da ileri sürülemiyeceğidir.

- Davaya mevzu olan idarî muamelenin veya temyiz olunan kararın yazılı bildirim tarihi (Tebliğ tarihi), gösterilir ve varsa yazılı bildirimin veya kararın ve mübit evrakın asılları veya tasdikli suretleri eklenir.

- Vergi, resim, harç, para cezası, gecikme zamları veya tazminat davalarında uyuşmaklık mevzuu olan miktar (matrah, vergi ve ceza) ayrı ayrı gösterilecektir.

Dilekçelerle savunmalar ve davalara ilişkin her türlü, evrak, Danıştay Başkanlığına gönderilmek üzere Valilik veya Kaymakamlıklara ve yabancı memleketlerde Türk Elçiliklerine veya Konsolosluklarına da verilebilir.

Her idarî muamele veya yargı kararı aleyhine ayrı ayrı dava açmak icabeder. Ancak aralarında maddî ve hukukî bakımdan bağlılık varsa aynı şahsı ilgilendiren birden fazla muamele veya yargı kararı aleyhine bir dilekçe ile dava açılabilir.

Bu durumda, mükelleflerin aynı yıllara ait aynı gelir unsuru dolayısiyle vergi aslı ve cezası hakkında Temyiz Komisyonunca verilen karar aleyhine tek bir dilekçe ile dava açılması ve dava dilekçesinde vergi aslı ile cezanın tevhiden birleştirilmesi suretiyle tetkiki talebinde bulunulması daha uygun olur.

Birden fazla şahsı ilgilendiren muamele veya yargı kararlarından dolayı müşterek dilekçe ile dava açılabilmesi hak veya menfaatte iştirak ve maddî ve hukuki sebeplerde birlik bulunmasına bağlıdır.

İmzasız dilekçeler Danıştayca tetkik edilmiyeceğine ve 521 sayılı kanunun 65 inci maddesi hükmü mahfuz kalmak şartiyle Vergiler Temyiz Komisyonunca müttehaz kararların ayrı ayrı idarî dava konusu yapılması zaruri olduğuna göre, iki karar aleyhine tek dilekçe ile dava açılmaması ve dava dilekçelerinin imzasız olmaması ve bu dilekçelere Bakanlıktan alınan muvafakatnamelerin eklenmesi, noktalarından da dikkatli davranılması zaruridir.

Danıştay Başkanlığına veya yukarıda açıklanan diğer yerlere tevdi olunan dilekçelerin harçları ve posta ücretleri alındıktan sonra deftere kayıtları yapılır. Dava bu kaydın yapıldığı tarihte açılmış sayılır. (521 sayılı kanun madde : 66)

Dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği dava edilen tarafa ve bu tarafın vereceği cevap davacıya tebliğ olunur.

Davacının ikinci dilekçesi davalı tarafa ve bu tarafın vereceği ikinci savunma da davacıya tebliğ olunur. Buna karşı davacı cevap veremez.

Taraflar yapılacak tebliğlere karşı tebliğ tarihinden itibaren (30) gün zarfında cevap vermeye mecburdurlar. Bu süre ancak haklı sebeplerin mevcudiyeti halinde taraflardan birinin isteği üzerine Danıştay'ın görevli dairesi veya Dava Daireleri Kurulu kararı ile (60) günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.

Sürenin geçmesinden sonra yapılan uzatma talepleri kabul olunmaz.

Temyiz davalarında dilekçe diğer tarafa ve bunun vereceği cevap lâhıhası davacıya tebliğ olunur. Davacı buna karşı cevap veremez. (521 sayılı kanun madde : 76)

Muhakeme Masrafları : (521 sayılı kanun madde : 103)

31/12/1964 tarihinde yürürlüğe giren 521 sayılı Danıştay Kanununun "Muhakeme masrafların başlığını taşıyan 103 üncü maddesinde; taraflardan birinin isteği üzerine, Danıştay'da açtığı dava dolayısiyle ödediği harç, kaydiyle ve posta ücretleriyle bilirkişi incelemeleri, delil ve tespiti ve keşif için yaptığı harcamalar ve avukat marifetiyle takip olunan davalarda; tarifesine göre avukatlık ücreti haksız çıkan tarafa ve davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi halinde bu masraflar orantılı olarak taraflara yükletilir. denilmektedir.

Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, Hazinece yapılan dava masraflarının ve avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmin edilebilmesi için tarafımızdan tanzim edilen dilekçelerde sarih olarak "Muhakeme masraflarıyle avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmilinin talep edilmiş bulunması lâzımdır."

Şahıslar tarafından açılan idarî davalarda ekseriya (muhakeme masrafı ve avukatlık ücreti) hususunda sarih talep dermeyan edildiği halde, vergi daireleri veya idareler aleyhine açılan veya bu daireler tarafından açılmış olan idarî davalara ait bir kısım dava arzuhalleriyle cevap lâyihalarından (muhakeme masrafının karşı tarafa tahmili) ibaresi mevcut olup, bir kısmında bu dahi bulunmamaktadır. Danıştay'ca sarih bir talep olmadığı ahvalde Hazine lehine avukatlık ücreti ile, muhakeme masrafına hükmedilmemekte, bu suretle Hazine tek taraflı olarak avukatlık ücreti ile muhakeme masrafı ödemektedir.

Bu sebeplerle, badema Danıştay'daki idarî davalar dolayısiyle verilecek cevap lâyıhalariyle, vergi daireleri tarafından açılacak temyiz davalarına ait dava arzuhallerinin netice kısmında (.... avukatlık ücreti ile muhakeme masrafının karşı tarafa tahmiline ....) şeklinde sarih bir talebin zikredilmesi uygun olur.

Bu husus Bakanlığımız tarafından 21/7/1966 tarih ve Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü ifadeli 4395-642/35019 sayılı tebliğ ile teşkilâta bildirilmiştir.

Dava dilekçesinin ve cevap lâyıhalarının verileceği makamlar :

(Vergi Daireleri Kuruluş ve Görevleri Yönetmeliği Md. 114- 115)

Dava dilekçeleriyle cevap lâyihaları ve davaya ilişkin her türlü evrak Danıştay Bakanlığına verilir ve kayıt ve havale işleri tekemmül ettirilir. Bunların, ilgililerin bulundukları yerin en büyük mülkiye âmirine (Vali veya Kaymakam) ve yabancı memleketlerde Türkiye Cumhuriyeti Elçiliklerine veya Konsolosluklarına verilmesi de caizdir. Bu makamlara verilmiş olan dâva dilekçesinin harç ve kayidesi alınarak o makamın kayıt defterine yazılması ve dilekçenin üzerine de tarih ve numarasının işaret edilmesi lâzımdır. Bu kayıt dâva açma süresinin tesbitine esastır. Bu itibarla kaydın dâvanın müddetinde açılmış olup olmadığını tayin veyahut vergi dairesince davanın açılması veya cevap lâyıhasının verilmesi süresinin hesap olunmasını temin bakımından da önemi vardır.

Dava açma süresinin geçmemesi için vergi daireleri tarafından açılacak davalarda dava dilekçelerinin ve idare aleyhine açılan davalarda ise cevap lâyıhalarının Danıştay'a gönderilmek üzere vergi dairesinin bulunduğu yerin en büyük mülkiye âmirine verilip kayıt ettirilmesi ve en geç sürenin bitim tarihinden bir buçuk ay evvel Bakanlığa gönderilmesi icabeder.

Vergi Dairelerine tebliğ olunan davetiyelerin ve dava ile ilgili evrakın Bakanlığa gönderilmesi : Vergi Daireleri Kuruluş ve Görevleri Yönetmeliği Md. 114- 115)

Bu kabil hallerde yani duruşmaya ait davetiyenin tebliği üzerine davetiye ile birlikte dava dilekçesi veya cevap lâyıhalarının ve sair müsbit evrakın birer örneğinin derhal Bakanlığa gönderilmesi ve konu hakkında Bakanlıkla muhabere cereyan edip etmediğinin, etmiş ise bu hususta Bakanlığın dosya numarasının veya en son yazının tarih ve numarasının bildirilmesi iktiza eder. Hazine Avukatının dâva evrakını tetkik ve savunma esaslarını tespite vakit ve imkân bulabilmesi için bu kabil işlemlerin her ise tercih edilerek süratle ifa ve ikmaline ve bilhassa dava ile ilgili evrakın noksansız olarak gönderilmesine itina edilmesi gerekir. Buna dair olan yâzının üst kısmında münasip bir yerine görülebilecek şekilde (İdarî dava, acele ve sürelidir) kelimeleri yazılmakla beraber duruşma tarihi de yazının altında veya üstünde münasip bir yerinde kırmızı renkli kalemle gösterilmelidir.

11/6/1945 tarihli ve (Muhakemat Genel Müdürlüğü) 3455-102/16137-3 sayılı Genel Tebliğde (Bu genel tebliğ 1945 malî yılı genel yazı dergisinin altınca sayfasındadır) bildirildiği veçhile gerek davetiyelerle birlikte gerekse daha evvel Bakanlığa gönderilen dava ile ilgili evrak için behemahal bir dizi pusulası yapılmalıdır. Örnekleri gönderilen evrakın tarih ve numaraları ve antetleri bu örneklerde gösterilmeli ve altına da uygun olduğu şerh olunup resmî mühür ile mühürlenmekle beraber sorumlu memurlar tarafından da imzalanmalıdır : Evrakın gerek asıllarının gerek örneklerinin gönderilmesinde bilhassa bunların tarih sırası itibariyle alt alta tertipli bir halde olmasına itina edilmelidir. Bu kabil dosyalarda münhasıran dava ile ilgisi bulunan evrak muhafaza edilecektir. Dava ile ilgisi olmayan evrakın dosyalarda yer alması karışıklığa meydan vereceğinden bu hususa bilhassa dikkat edilmelidir.

Davada süre aşımı olup olmadığının anlaşılabilmesi için Temyiz Komisyonunun kesin kararlarının İtiraz Komisyonunca hangi tarihte davacıya tebliğ edilmiş olduğu; iptâl davalarında ise buna esas olan yazının tebliğ tarihi belirtilmeli veyahut tebliği mütazammın varakanın asıl veya örneği dosya içinde bulunmalıdır.

İdarî davalarda Bakanlığa gönderilecek evrak : (Vergi Daireleri Kuruluş ve Görevleri Yönetmeliği Madde : 109 - 115)

Yukarıda özel bahislerde belirtildiği üzere Danıştay nezdinde idare tarafından açılacak davalarda muvafakat talebini mutazammın yazılarla birlikte dava dilekçesi ve tashih, tevzih ve muhakemenin iadesi talepleri ile ilgili karar ve delilleri teşkil eden vesika ve lüzumlu evrak örnekleri tarih sırasiyle tertipli ve dizi pusulasına bağlı olarak Bakanlığa gönderileceği gibi idare aleyhine açılan davalarda da tebliğ olunan dava dilekçesinin ve düzenlenen cevap lâyıhasının ve dava ile ilgili İtiraz ve Temyiz Komisyonu kararları ve sair evrakın ve vesikaların birer örneği tarih sırasiyle tertipli ve dizi pusulasına bağlı olarak ve müteakiben de ikinci cevap lâyıhası ve kararın tebliğinden sonra kararın bir örneği derhal Bakanlığa gönderilecektir. Dava konusu ile ilgili olarak Bakanlıkta müteaddit dosyalar teşkiline ve binnetice Bakanlıkça yapılacak tetkiklerin ve tâyin olunacak muktezanın selâmet ve isabetinin ihlâline sebebiyet verilmemesi için bu konuda daha evvel Bakanlığa gönderilmiş olan yazının tarih ve numarası veya Bakanlıkta teşekkül ettiği bilinen dosyaların numaraları behemahal bildirilmelidir.

Diğer bir hususta mükelleflerin ihtilâflı gelir vergileri hakkında Temyiz Komisyonunca ittihaz edilen kararlar aleyhine görevliler tarafından açıldığı bildirilen idarî davalar dolayısiyle ilgili vergi dairesince düzenlenen savunma dilekçesi ve ekleri meyanında mükelleflerin tarh dosyalarının gönderilmiyerek yönetmelikce Bakanlığa tevdii gereken evrakın tasdikli örneklerinin çıkarılarak gönderilmesi ve asıl nüshalarının dosyasında muhafazası icap etmektedir.

Öteyandan kararın düzeltilmesi davalınında düzeltilmesi isteyen karar örneğinin ve bununla ilgili belgelerin örnekleri dava dosyasında behemahal bulundurulmalıdır.

Danıştay'da yapılacak duruşmalar dolayısiyle tebliğ olunacak duruşma davetiyelerinin dava dosyası ile birlikte Bakanlığa (Gelirler Genel Müdürlüğü) gönderilmesi icap etmektedir.

Duruşma Talepleri :

Dava Daireleri ve Dava Daireleri Kurulunda, inceleme, olarak üzerinden yapılır. İptâl davalarında ve miktarı 5 bin lirayı aşan vergi, resim, harç para cezası gecikme zamları ve tam kaza davalarında taraflardarı birinin isteği üzerine duruşma yapılır.

Danıştay Dava Daireleri veya Dava Daireleri Kurumu bu kayıtlarla bağlı kalmaksızın resen de duruma yapılmasına karar verebilirler. Davetiyeler duruşma gününden en az 1 ay önce taraflara tebliğ olunur.

Şu durum karşısında duruşmalı işlerde Hazinenin, Hazine Müşavir Avukat veya Avukatları tarafından lâyıkiyle müdafaa olunabilmesi için duruşma davetiyelerinin tebliğini müteakip dava dosyasının tam ve noksansız olarak derhal Bakanlığa (Gelirler Genel Müdürlüğü) gönderilmeleri icabeder.

Danıştay'da idarî dava açarken veya cevap lâyihası tanzim ederken dilekçelerin ve cevap lâyıhalarının usulüne uygun olarak tanzim edilmesi icabeder, Aksi takdirde davanın veya dilekçenin reddine karar vermek suretiyle Hazine aleyhine bir vaziyet yaratılmasına sebebiyet verilmiş olur.

521 sayılı Kanunun 67 nci ve müteakip maddelerinde dava açılmasının ve bu sürenin ne şekilde hesabedileceğini gayet etraflı bir şekilde göstermiş olduğundan sadece bir sebebe dayanılmak suretiyle davaların reddolunmasına sebebiyet verilmemelidir.

Dava Daireleri veya Dava Daireleri Kurulu, temyiz yoliyle inceledikleri kararları bozdukları takdirde işbu kararı dairesinde kararı bozulan idare yargı mercii tarafından tekrar incelenir.

Danıştay'ın bozma kararlarına karşı Temyiz Komisyonu ısrar kararı veremez. Çünkü 213 sayılı V. U. K. nun 406 ncı maddesinin son fıkrası hükmü 521 sayılı Kanunun 171 inci maddesiyle kaldırılmıştır.

Danıştay'da temyiz davaları incelenirken dosyadaki malûmat ve belgeler yeterli görülürse veya ihtilâf sadece hukukî noktalara ilişkin ise karar bozulmakla beraber işin esası hakkında da resen karar verebilir.

Bu gibi hallerde hâdisenin yeni baştan komisyonlarca tetkikine lüzum kalmaz. Vergi Dairesince Danıştay kararı gereğince muamele yapılır.

Danıştay'da kanun yolları :

Danıştay Dava Daireleri ile Dava Daireleri Kurulunca verilecek kararların yerine getirilmesi mecburidir.

Bu kararlara karşı müracaat olunacak iki kanun yolu vardır.

1. Muhakemenin iadesi,

2. Kararın düzeltilmesi,

Muhakemenin iadesi veya kararın düzeltilmesi eski kararın yeniden incelenerek icabederse kısmen veya tamamen ortadan kaldırılmasına müncer olan birer kanun yoludur.

1. Muhakemenin iadesi :

Dava Daireleri ile Dava Daireleri Kurulundan verilen kararlar hakkında aşağıda yazılı sebepler dolayısiyle muhakemenin iadesi istenebilir :

A _ Zorlayıcı sebepler dolayısiyle veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebeple elde edilemiyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması;

B _ Karara esas olarak alınan belgenin sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu, mahkeme veya resmî bir makam huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş olup da, muhakemenin iadesini istiyen kimsenin, karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması;

C _ Karara esas olarak alınan bir ilâm hükmünün muhkem kaziye halini alan bir kararla bozularak ortadan kalkması;

D _ Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyan ve ihbarda bulunduğunun, hükümle tahakkuk etmesi;

E _ Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olması;

F _ Vekil veya kanunî temsilci olmıyan kimseler huzuru ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması;

G _ Çekinmeye mecbur olan başkan veya üyenin katılması ile karar verilmiş olması;

H _ Tarafları ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir karar verilmesine sebep olabilecek bir madde yokken, aynı daire veya kurul yahut başka bir daire veya kurul tarafından evvelki ilâmın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması.

(521 sayılı Kanun madde : 96)

Muhakemenin iadesinde süre :

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun süreye ait hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. (521 sayılı Kanun madde : 97)

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda süreye ait hükümler, 447 nci maddede yer almış olup bu maddede "İadei Muhakeme müddeti, yeni vesaikin elde edildiği veya hilenin keşfolunduğu ve yalan yere şahadet veya yemin veya ehlihibre ihbarları veya sahtelik hakkında verilen hükümlerin katiyet iktisap ettiği ve hükme esas ittihaz olunan ilâm hükmünün fesih ve nakzolunarak kaziyei muhkeme suretiyle külliyen mürtefi olmasından haberdar olunduğu ve 445 inci maddenin 8 ve 9 uncu bentlerinde

(Danıştay Kanununun 96 ncı maddesinin F ve G fıkralarındaki haller) hükmün mahkûmun aleyhe veya hakiki vekil veya mümessile tebliği tarihinden itibaren üç ay ve alacaklı veya mahkumunaleyh makamına kaim olanların günden itibaren bir aydır.)" denmektedir.

445 inci maddenin 10 ncu numarasında (Danıştay Kanununun 96 ıncı maddesinin H fıkrasında) yazılan sebepten dolayı iadei muhakeme talebi müruru zaman haddine baliğ olan müddet geçinceye kadar muteberdir.) denilmektedir.

Bu hükme göre Danıştay Kanununun 96 ncı maddesinin A-G fıkralarında yazılı sebeplerin tahakkuku halinde muhakemenin iadesini isteme süresi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yukarıda zikredilen hükümlerinde gösterilen tarihlerden başlamak üzere :

A _ Mahkum olan taraf için üç ay,

B _ Lehine hükmolunan taraf için bir aydır.

521 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin H fıkrasında zikredilen sebebin tahakkuku halinde vaki olacak muhakemenin iadesi isteği için bir süre belirtilmemiştir. Bu itibarla zaman aşımı vaki oluncaya kadar her zaman muhakemenin iadesi isteğinde bulunulabilir.

Muhakemenin iadesi isteğinin bir defaya mahsus olduğu hakkındaki mülga Danıştay Kanununun 48 inci maddesindeki hüküm, 521 sayılı Danıştay Kanununda yer almadığından bu isteğin bir defadan fazla yapılması da mümkündür. Ancak, yukarıda zikredilen süreler geçtikten sonra muhakemenin iadesi isteğinde bulunulamaz.

Muhakemenin iadesi isteğinin ne şekilde yapılacağı :

Muhakemenin iadesi isteği dilekçe ile yapılır. Bu istekler esas kararı vermiş olan Dâva Dairelerinde veya Dâva Daireleri Kurulunda karara bağlanır.

İsteğine ilişkin olduğu konu, diğer bir dâva dairesinin görevine girmiş ise, karar bu dairece verilir.

Karşı tarafın savunması ve kanun sözcüsünün düşüncesi alındıktan sonra istekler incelenir ve kanunda yazılı sebepler varsa davaya yeniden bakılarak karar verilir.

Kanunda muhakemenin iadesi isteklerinde duruşma yapılmasının görevli daire veya kurulun kararına bağlı olduğu tasrih edilmekle beraber bu hüküm, tarafların bu konuda bir istekte bulunmalarına mani teşkil etmediğinden gerekli görülen hallerde duruşma isteğinde de bulunulabilir. (521 sayılı Kanun madde : 99)

2. Kararın düzeltilmesi :

Dava Daireleri ile Dava Daireleri Kurulundan verilen kararlar hakkında bir defaya mahsus olmak üzere ilâmın tebliği tarihinden itibaren (15) gün içinde aşağıda yazılı sebepler dolayısiyle kararın düzeltilmesi isteğinde bulunulabilir.

A _ Kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların, kararda karşılanmamış olması;

B _ Bir kararda birbirine aykırı hükümler bulunması;

C _ Kararın usul ve kanuna aykırı bulunması;

D _ Temyiz yolu ile görülen işlerde, görevli daire veya kurula ibraz olunan evrakta sahtelik veya sania vukubulmuş olması.

Dava Daireleri ile Dava Daireleri Kurulu, kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle bağlıdır: (521 sayılı kanun madde :98)

Kararın düzeltilmesinin talep şekli :

521 sayılı Kanunun 98 nci maddesinde bu konuda tesis edilen hükümler, hem muhakemenin iadesi hem de kararın düzeltilmesine ilişkin istek ve işlemlere şamil olduğu ve bu hususta yukarıda muhakemenin iadesi bahsinde gerekli açıklamalarda bulunulduğundan, bu açıklamalar dairesinde işlem yapılması lâzımdır.

Bununla beraber kararların düzeltilmesi sebeplerinin vergi davalarına uygulanmasında bir yanlışlığa mahal verilmemesi için bu sebepler hakkında bazı açıklamalarda bulunulması faydalı görülmüştür.

A _ Kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların kararda karşılanmamış olması,

Bundan maksat, taraflardan birinin dava veya savunma dilekçelerinde serdedilen ve kararın esasına tesiri olan yani bu kararın değiştirilmesini gerektiren iddia ve savunmaların kabul veya reddi hakkında hiç bir karar verilmemesidir ki, kararın düzeltilmesi için bir sebep teşkil eder. Mesela, zaman aşımı defi hakkındaki bir iddianın vukuuna rağmen Danıştay'ca verilen kararda zaman aşımının vaki olduğu ve olmadığı hakkında hiç bir şey söylenmemiş olmadığı hakkında hiç şey söylenmemiş olması gibi.

B _ Bir ilamda birbirine aykırı hükümler bulunması,

Buna göre Danıştay'ca verilen karardaki hükümlerin birbirine aykırı mahiyette bulunması veyahut Danıştay kararında Temyiz Komisyonu kararının tasdik edildiği zikredilmesine rağmen kararın gerekçesi ve neticesinin Temyiz Komisyonu kararının zıddını ifade etmesi, kararın düzeltilmesini gerektiren diğer bir sebeptir.

C _ Kararın usul ve kanuna aykırı bulunması,

Danıştay'ca verilen kararın, özel kanunda zikredilen usul dairesinde verilmemiş olması, meselâ, dâva dilekçesinin diğer tarafa tebliğ edilmeksizin doğrudan doğruya karar verilmiş bulunması; veyahut Danıştay kararının kanun hükümlerine açıkca aykırı bulunması, bilfarz gelir vergisine tabi bir mükellef hakkında kanunda muafiyet hükmü bulunmamasına rağmen bu mükellefin muafiyetine karar verilmiş olması kararın düzeltilmesini istemek için birer sebep teşkil eder.

D _ Temyiz yoluyla görülen işlerde, görevli daire ve kurula ibraz olunan evrakta sahtelik veya sania vukubulmuş olması.

Vergiler Temyiz Komisyonunun veya temyiz derecesi olmayan vergilerde İtiraz Komisyonunun kararının bozulması için açılan dâvalarda mükellefin veya vergi sorumlusunun veya kendisine vergi cezası kesilen kimsenin Danıştay'a ibraz ettiği ve Danıştay'ın da kararına esas tuttuğu bir vesikanın sahte ve uydurulmuş bir vesika olduğu anlaşılırsa bu husus açıklanmak suretiyle kararın düzeltilmesi isteğinde bulunulması gerekir.

Kararların tavzihi ve yanlışlıkların düzeltilmesi :

Danıştay'da kanun yolları (Muhakemenin iadesi) ve (Kararın düzeltilmesi) olmak üzere iki şekilde karşımıza çıkmaktadır. Ancak Dâva Daireleri Kurulunda verilen kararlar mübhem ise yahut birbirine aykırı hüküm fıkraları taşıyorsa taraflardan her biri kararın tavzihine veya aykırılığın kaldırılmasını istiyebilir.

Tavzih ve aykırılığın kaldırılması, kararın yerine getirilmesine kadar istenebilir.

Bunlar haricinde iki tarafın adı ve soyadı ile sıfatı ve iddiaları sonucuna ilişkin yanlışlıklar ile hüküm fıkrasındaki hesap yanlışlıklarının düzeltilmesi de istenebilir..

Bunlardan kararların tavzihi veya aykırılığın kaldırılması 521 sayılı kanunun 101 inci maddesinde yer almıştır.

Madde hükmüne göre tavzih dilekçeleri karşı taraf sayısında bir nüsha fazlasiyle verilir. Kararı vermiş olan daire veya kurul işi tetkik eder ve lüzum görürse dilekçenin bir nüshasını tayin edeceği süre zarfında cevap vermek üzere karşı tarafa tebliğ eder. Cevap iki nüsha olarak verilir. Bunlardan birisi tavzih veya aykırılığın kaldırılmasını isteyen tarafa tebliğ olunur.

Görevli daire veya Dâva Daireleri Kurulunun bu hususta ittihaz edeceği karar taraflara tebliğ olunur.

Tavzih veya aykırılığın kaldırılması kararın yerine getirilmesine kadar talep olunabilir.

Yanlışlıkların düzeltilmesi 521 sayılı kanunun 102 nci maddesinde gösterilmiştir. Yanlışlıkların düzeltilmesi dilekçeleri taraf sayısından bir nüsha fazlasiyle verilir.

Kararı vermiş olan Dâva Dairesi veya Dâva Daireleri Kurulu işi inceler ve lüzum görürse dilekçenin bir nüshasını tayin edeceği süre zarfında cevap vermek üzere karşı tarafa tebliğ eder. Cevap iki nüsha olarak verilir. Bunlardan birisi yanlışlıkların düzeltilmesini talep eden tarafa tebliğ olunur.

Görevli daire ve kurulun bu husustaki kararı taraflara tebliğ olunur.

Heyet veya Dâva Daireleri Kurulu yanlışlıkların düzeltilmesine karar verirse keyfiyet ilâmın altına da yazılabilir.

102 nci maddenin tetkikinden de anlaşılacağı üzere yanlışlıkların düzeltilmesi isteklerinin yapılmasında şekil bakımından kanun, tavzih ile ilgili 101 inci maddeye atıfta bulunmakla yetinmiş ancak yanlışlıkların düzeltilmesi husundaki istekleri süre bakımından 101 nci maddenin son fıkrasında yer alan hükmün dışında bırakmıştır. Bu itibarla Dâva Dairelerinden veya Danıştay Dâva Daireleri Kurulundan verilen kararlarda 102 nci maddeye göre düzeltilmesi icabeden bir yanlışlık bulunduğu takdirde bu yanlışlıklar kararın yerine getirilmesinden evvel veya sonra düzeltilebilir.

Yukarıda açıklanan iki kanun yolundan gayri Danıştay kararlarına karşı müracaat yolu mevcut değildir. Bu yollardan kararın düzeltilmesi ile ilgili istekler için kanunda (15) günlük bir süre kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu itibarla kararın düzeltme isteklerinin yapılmasından evvel Bakanlıktan istizanda bulunmağa vakit bulunmadığı için, süre aşımına mahal verilmemek üzere yukarıda kararların düzeltilmesi bahsinde beyan ve izah edilen sebeplerin mevcut olup olmadığının mahallerince incelenerek bu sebeplerin mevcudiyeti halinde Bakanlıktan sorulmaksızın Danıştay'a başvurulması icab eder.

Muhakemenin iadesinin istenilmesi için kanunda epeyce uzun bir süre tayin edildiği kararın tavzihi istemenin yapılması, karar yerine getirilinceye kadar mümkün ve yanlışlıkların düzeltilmesi keyfiyetinde ise esasen bir süre tâyin edilmemiş olduğundan bu gibi hallerde Danıştay'a müracaata lüzum görüldüğü takdirde bilhassa muhakemenin iadesi isteminde bulunulmadan önce bu isteğin yapılması için belirli sürenin başladığı sırada derhal dosyanın Bakanlığa gönderilmesi ve mahkemenin iadesini gerektiren sebep ve delillerle vesikaların neler olduğunun bildirilmesi, vesikaların da dosyaya bağlanması ve bu sebep, delil ve vesikaların hangi tarhite ve ne suretle ittilâ hasıl edildiğinin ve muhakemenin iadesi süresinin başladığı tarihin de yazılması ve her halde muhakemenin iadesi için belirli olan süre içinde Bakanlıkça tetkikat ve tebligat yapılabilmesine imkân vermek üzere bu gibi istizanların noksansız ve acele yapılması lâzımdır.

Kararın tavzihi veya karardaki aykırıların kaldırılması istekleri kararın yerine getirilmesine kadar yapılabileceği ve karardaki yanlışlıkların düzeltilmesi istekleri süre ile kayıtlı olmamakla beraber Danıştay kararlarının tebliğinde ilgili mal memurları tarafından derhal tetkik edilerek kararın tavzihi veya karardaki aykırılıkların kaldırılması veya maddi yanlışlıkların düzeltilmesi lâzım geldiği anlaşıldığından kararın yerine getirilmesinden önce tarh, itiraz ve dâva dosyasının Bakanlığa gönderilmesi ve buna dair yazılacak yazıda yeteri derecede izahat verilmesi iktiza eder.

Danıştay'da içtihadı birleştirme :

521 sayılı Danıştay Kanununun 45 inci maddesinde (İçtihatları Birleştirme Kurulu, Dâva Dairelerinin veya Dâva Daireleri Kurulunun kendi kararları veya ayrı ayrı verdikleri kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık görüldüğü veya birleştirilmiş içtihatların değiştirilmesi gerekli sayıldığı takdirde, 1 nci Başkanın havalesi üzerine Baş Kanun Sözcüsünün mütalâası alındıktan sonra işi inceler ve lüzum görürse içtihadın birleştirilmesi veya değiştirilmesi hakkında karar verir.) denilmekte olduğundan Temyiz Komisyonunun kesin kararlarına mevzu teşkil eden bir olay evvel danıştayca içtihadı birleştirme kararına bağlanmış bulunduğu takdirde Temyiz Komisyonu kararı aleyhine Danıştay'a temyizen dâva açılmasında bir faide sağlanamıyacağı için Temyiz Komisyonu kesin kararı aleyhine dâva açılması, yetkili makamın muvafakatına arzolunmak suretiyle dosyanın saklanması icap eder.

Şayet Temyiz Komisyonunun kesin kararına mevzu teşkil eden olay hakkında Danıştayca evvelce idare lehine karar verilmiş bulunuyorsa bu takdirde Temyiz Komisyonunun aynı olayla ilgili benzeri kararlarının aleyhine de Danıştay'da temyiz yoluyla dâva açılması ve dâva dilekçesinde Danıştayca evvelce idare lehine verilmiş olan kararın tarih ve numarası ile daire numarasının mutlaka belirtilmesi lâzımdır.

Vergi Dairesince tevhidi içtihada gidileceği ahvalde Bakanlığa malumat verilmesi icap eder.

Bu tebliğ hükümlerine aykırı olan gelir ve usul kanunları tebliğleri yürürlükten kaldırılmıştır.

Bilgi edinilmesi ve badema vergi ihtilâflarının bu esaslar dairesince sonuçlandırılmasının temini, hilâfına hareket eden alâkalıların tecziyeleri cihetine gidileceğinin kendilerine duyurulması önemle rica olunur.

NUMUNE : 1

NUMUNE : 2

NUMUNE : 3

İlgili Mevzuat ve Rehberler

Bu maddeden çıkan soruları çözmek için

Paketleri İncele