Ana içeriğe geç

TAKSİTLERİN SÜRESİNDE ÖDENMEMESİ HALİNDE YAPILACAK İŞLEMLER

6111 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinde, Kanuna göre yapılandırılan alacak tutarının taksit süresinde ödenmemesi halinde, Kanun hükümlerinden yararlanabilme koşullarına yönelik düzenlemeler yer almaktadır.

A) SÜRESİNDE ÖDENMEYEN TAKSİTLER

Kanunun 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde "(1) a) Bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılır. Süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir. Bu hüküm her bir madde ve alacaklı idareler açısından taksitlendirilen alacaklar için ayrı ayrı uygulanır." hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre, Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitlerin bir takvim yılında en fazla iki defa ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının borçlunun başvuru sırasında tercih ettiği taksitlendirme süresinin son taksidini izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla Kanun hükümlerinden yararlanılacaktır.

Diğer taraftan;

- Süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin geç ödeme zammıyla birlikte son taksiti izleyen ayın sonuna kadar da ödenmemesi,

- Bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,

halinde Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecektir.

Öte yandan, Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmüne göre, matrah veya vergi artırımı yoluyla hesaplanan veya artırılan gelir, kurumlar ve katma değer vergilerinin Kanunda belirtilen şekilde ödenmemesi halinde, söz konusu taksitler 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen oranın bir kat fazlası oranında uygulanacak gecikme zammıyla birlikte takip ve tahsil edilecektir. Bu nedenle, bu taksitler hakkında süresinde ödenmeyen taksitlere ilişkin düzenlemelerin yer aldığı Kanunun 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uygulanmayacaktır.

Bu hüküm, her bir madde ve alacaklı idareler açısından taksitlendirilen alacaklar için ayrı ayrı uygulanacaktır.

B) İHLAL NEDENİ OLMAYAN EKSİK ÖDEMELER

Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasında "(2) Bu Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu ve 14 üncü maddesinin üçüncü fıkralarında vadesinde ödenmesi öngörülen alacakların veya taksit tutarının % 10'unu aşmamak şartıyla 5 liraya (bu tutar dâhil) kadar yapılmış eksik ödemeler için bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmaz." hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre, taksitler için yapılan ödemelerde her bir taksite yönelik 5 liraya kadar eksik ödemeler ihlal sebebi sayılmamıştır. Bununla birlikte, taksit tutarının % 10'u 5 liranın altında ise yüzde % 10 tutarına isabet eden tutar kadar eksik ödeme ihlal sebebi sayılmayacaktır. Ancak, bu tutarları aşan eksik ödemelerin ihlal sebebi olarak değerlendirileceği tabiidir.

C) İHLAL HALİNDE KANUN HÜKÜMLERİNDEN YARARLANMA

1- Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanun kapsamına giren alacakların aynı maddenin birinci fıkrasında belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması halinde, borçluların ödedikleri tutar kadar Kanun hükümlerinden yararlanabileceği düzenlenmiştir.

Buna göre, Kanun kapsamında taksitlendirilen alacakların Kanunda öngörülen süre ve şekilde tamamen ödenmemesi halinde, bu Tebliğin (V/A-4) ve (VI/F-1) bölümlerinde yer alan açıklamalar saklı kalmak kaydıyla borçlular yaptıkları ödemeler nispetinde Kanun hükümlerinden yararlandırılacaktır.

Örnek 1- Mükellef 6111 sayılı Kanun kapsamında olan kesinleşmiş borçları için Kanundan yararlanma talebinde bulunmuştur.

Mükellefin Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla kapsama giren borçları şu şekildedir:

2009 Yılına Ait Gelir Vergisi : 3.000,00 TL

Gelir Vergisine İlişkin Gecikme Zammı : 452,12 TL

26/4/2010 Vadeli Gelir (Stp) Vergisi : 800,00 TL

Gelir (Stp) Vergisine İlişkin Gecikme Zammı : 138,03 TL

TOPLAM : 4.390,15 TL

Vergi asıllarına vade tarihleri ile Kanunun yayımlandığı tarihe kadar gecikme zammı yerine hesaplanacak toplam TEFE/ÜFE oranı ve tutarları aşağıdaki gibidir:

Gelir Vergisi

I. Taksit Tutarı İçin : 1.500 x % 8,2388 = 123,58 TL

Gelir Vergisi

II. Taksit Tutarı İçin : 1.500 x % 5,5988 = 83,98 TL

Gelir (Stp) Vergisi İçin : 800 x % 6,6923 = 53,54 TL

TOPLAM : 3.800,-TL 261,10 TL

Mükellef vergi asılları ile hesaplanan TEFE/ÜFE tutarları toplamını Kanun kapsamında 6 eşit taksitte ödemeyi tercih etmiştir.

Ödenecek Taksit Tutarları = [(Vergi Asılları + Toplam TEFE/ÜFE Tutarı) x 1,05] /6

= [(3.800 + 261,10) x 1,05 ] / 6

= 710,69 TL

Mükellef Kanun hükmüne göre 5 taksiti süresinde ödemiş ancak, son taksit için herhangi bir ödeme yapmamıştır.

Bu durumda, mükellefin yaptığı ödemeler, vadesi ve dönemi önce gelen borçlardan başlanarak her bir dönem itibarıyla mahsup edilecektir. Yapılan ödemeler belirtilen şekilde mahsup edildikten sonra alacağın tamamen tahsil edilemediği dönemlerde Kanun hükmü ihlal edilmiş sayılacaktır. Bu takdirde kısmi ödeme olan döneme ilişkin vergiler için yapılmış ödemeler kadar Kanun hükmünden yararlanılacaktır.

Mükellefin Kanun hükmünden yararlanacağı tutar bulunurken yapılandırılan borcun katsayı tatbik edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır.

Buna göre, Kanun kapsamında yapılandırılan toplam alacak tutarı 4.061,10 TL olup bu tutara karşılık 5 taksitte ödenen tutar [(4.061,10/6 =) 676,85 x 5 =] 3.384,25 TL'dir.

Mükellefin vadesi önce gelen borcu gelir vergisi olduğundan, 3.384,25 TL yapılan ödeme tutarı, ilk önce yıllık gelir vergisi ile buna isabet eden TEFE/ÜFE tutarı toplamına (3.000 + 207,56=) 3.207,56 TL mahsup edilecektir. Bu şekilde yapılan mahsup sonucunda mükellef, 31/3/2010 ve 31/7/2010 vadeli gelir vergisi ve buna ilişkin gecikme zammı için Kanundan yararlanmış olacaktır.

Mahsuptan sonra kalan (3.384,25 - 3.207,56 =) 176,69 TL tutar, gelir (stp) vergisi ve bu vergiye ilişkin TEFE/ÜFE tutarı toplamı olan 853,54 TL'yi karşılayamadığından bu dönem borcu için Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılacaktır.

Bu durumda, yapılan ödeme tutarı kadar Kanundan yararlanılacaktır. Ödeme tutarından vergi aslına isabet eden tutar;

Vergi aslına isabet eden tutar=(Vergi Aslı) x (Yapılan Ödemeden Kalan Tutar)
(Vergi Aslı + TEFE/ÜFE Tutarı)

formülü ile bulunacaktır. Buna göre;

Vergi aslına isabet eden tutar=800 x 176,69=165,61 TL'dir.
853,54

Bu tutar, Kanun hükümlerine göre TEFE/ÜFE aylık değişim oranı uygulanarak bulunan tutar ile birlikte [(165,61 x % 6,6923= 11.08) (165,61+11.08=176,69)] ödenmiş sayılacağından, gelir (stp) vergisinin kalan (800-165,61=) 634,39 TL'si vade tarihinden itibaren uygulanacak gecikme zammı ile birlikte tahsil edilecektir.

Örnek 2- Nisan, Mayıs, Haziran/2009 geçici vergilendirme dönemine ilişkin 11.500,-TL kurum geçici vergi tahakkuk etmiştir. Ancak mükellef 17/8/2009 vadeli kurum geçici vergi borcunu ödememiştir. Söz konusu vergi borcu mükellefin kurumlar vergisi beyannamesini, beyanname verme süresi içerisinde vermesi nedeniyle, 1/4/2010 tarihinde terkin edilmiş ve 1.934,88 TL gecikme zammı hesaplanmıştır.

Mükellefin, 6111 sayılı Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunması halinde kurum geçici vergisinin vade tarihinden terkin edildiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı tutarı yerine TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.

Bu durumda uygulanacak toplam TEFE/ÜFE oranı % 6,4942'dir.

Toplam TEFE/ÜFE tutarı ise (11.500 x % 6,4942 =) 746,83 TL olacaktır.

Mükellefin söz konusu tutarı 6 taksitte ödemek istemesi durumunda Kanun kapsamında toplam ödenecek tutar (746,83 x 1,05=) 784,17 TL olarak bulunacaktır.

Mükellefin Kanun kapsamında ilk 3 taksitini süresinde ödediği, diğer taksitlerini ise ödemediği varsayıldığında, mükellef ödediği tutar kadar Kanun hükümlerinden yararlanabilecektir. Bu durumda mükellefin Kanun hükmünden yararlanacağı tutar bulunurken yapılandırılan borcun katsayı tatbik edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır.

Toplam Gecikme Zammı Tutarı x Ödediği Taksit Tutarları Toplamı

Hesaplanan TEFE/ÜFE Tutarı

=1.934,88 x 373,41=967,43 TL.
746,83

formülü kullanılacak

ve gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir

Kalan 1.934,88 - 967,43 = 967,45 TL gecikme zammının ise takip ve tahsiline devam edilecektir.

Örnek 3- Bu Tebliğin II. bölümünün 4 numaralı örneğinde yer alan mükellefin Kanuna göre belirlenen tutarı 12 taksitte ödemek istediğini, ancak 5 taksiti süresinde ödediğini, kalan 7 taksiti ödemediğini varsaydığımızda, bu mükellefin Kanun kapsamında yararlanacağı tutar şu şekilde hesaplanacaktır.

Ödenecek Toplam Tutar: [(20.000 + 4.668,84) x 1,10=] 27.135,72 TL olup (27.135,72/12=) 2.261,31 TL, bir taksitte ödenecek tutardır.

Ancak, mükellefin Kanun hükmünden yararlanacağı tutar bulunurken yapılandırılan borcun katsayı tatbik edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır. Buna göre;

Ödenen Taksit Tutarı = 2.055,74 x 5 = 10.278,70 TL'dir.

Mükellefin, 6111 sayılı Kanun gereğince vergi aslından yararlanacağı tutara "K" diyelim.

K=Vergi Aslı x Ödenen Taksit Tutarı
Toplam Taksit Tutarı
K=20.000 x 10.278,70
24.668,84

K = 8.333,35 TL olarak hesaplanacaktır.

Vergi Aslından Tahsil Edilecek Tutar = Vergi Aslı - Kanun Hükmünden Yararlandığı Vergi Aslı Tutarı = 20.000 - 8.333,35 = 11.666,65 TL olacak, bu tutarın tahsili sırasında ayrıca vade tarihinden itibaren gecikme zammı hesaplanacaktır.

Mükellefin, 6111 sayılı Kanun gereğince gecikme faizinden yararlanacağı tutar;

Kanun Gereğince Vergi Aslından Yararlanacağı Tutar x Gecikme Faizi

Vergi Aslı

Buna göre; 8.333,35 x 5.500

20.000

= 2.291,67 TL'dir.

Tahsil edilecek gecikme faizi tutarı ise (5.500 -2.291,67=) 3.208,33 TL olacaktır.

Mükellefin, 6111 sayılı Kanun gereğince vergi ziyaı cezasından yararlanacağı tutara "X" diyelim.

X=Kanun Gereğince Vergi Aslından Yararlanacağı Tutar x Vergi Ziyaı Cezası
Vergi Aslı
X=8.333,35 x 20.000
20.000

X = 8.333,35 TL olup bu tutar ve buna ilişkin gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.

Vergi ziyaı cezasından tahsil edilecek tutar;

= Vergi ziyaı cezası - Kanun gereğince vergi ziyaı cezasından yararlanacağı tutar

= 20.000 - 8.333,35

= 11.666,65 TL'dir. Ayrıca tahsili gereken vergi ziyaı cezasına, vade tarihinden itibaren gecikme zammı uygulanarak tahsil edileceği tabiidir.

2- Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmü saklı kalmak suretiyle yapılan ödemeler nispetinde Kanun hükümlerinden yararlanılacağı düzenlenmiştir.

Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasına ilişkin olarak bu Tebliğin (II/D-1) bölümünde gerekli açıklamalar yapılmıştır.

Bu itibarla, yıllık gelir veya kurumlar, gelir (stopaj), kurumlar (stopaj), katma değer ve özel tüketim vergilerinin Kanunun 2 ve 3 üncü maddeleri kapsamında yapılandırılarak taksitlendirilmesi halinde, Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında ödemeler nispetinde yararlanılabilmesi için taksit ödeme süresince bu vergi türleri ile ilgili verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin vadesinde ödenmesi gerekmektedir.

Kanunun 2 ve 3 üncü maddeleri hükümlerine göre yapılandırlan alacaklara ilişkin taksitlerin, süresinde veya bu Tebliğin (IX/A) bölümünde yapılan açıklamalara göre ödenmesine rağmen, Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince yararlanılan vergi türlerinin taksit ödeme süresince verilen beyannameler üzerine tahakkuk edenlerinin bir takvim yılında her bir vergi türü itibarıyla çok zor durum olmaksızın ikiden fazla vadesinde ödenmemesi ya da eksik ödenmesi halinde, üçüncü ihlalin yapıldığı vade tarihinin rastladığı ayın sonunda Kanun hükümleri ihlal edilmiş olacak ve bu tarih itibarıyla, Kanun kapsamında yapılandırılarak ödenmiş taksit tutarları için Kanun hükmünden yararlanılacaktır.

Örnek 4- Mükellef, Kanun kapsamında yapılandırılan katma değer vergisi borcuna ilişkin Mayıs, Temmuz, Eylül ve Kasım 2011 aylarında ödemesi gereken taksitlerini taksit ödeme süresi içerisinde ödemiş olmakla birlikte; Kanun kapsamında yapılandırılmasını talep ettiği katma değer vergisi ile ilgili olarak Mayıs, Haziran ve Temmuz/2011 aylarında beyanı üzerine tahakkuk eden vergilerini ödeme süresi içerisinde ödememiştir.

Bu durumda, mükellef, taksitlendirme süresince tahakkuk eden katma değer vergisini üç defa ödemeyerek Kanundan yararlanma şartını ihlal ettiğinden, ihlalin gerçekleştiği Temmuz/2011 ayına kadar ödediği Mayıs ve Temmuz 2011 taksit tutarları için 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanacak, Eylül ve Kasım 2011 taksit tutarları için ise anılan Kanun hükümlerinden yararlanmayacaktır.

Diğer taraftan, mükellefin Mayıs, Temmuz, Eylül ve Kasım 2011 taksitlerini 31/7/2011 tarihinden önce ödemiş olması halinde, bu taksit tutarlarının tamamı için anılan Kanun hükümlerinden yararlanılacağı tabiidir.

X - DİĞER HUSUSLAR

1- 6111 sayılı Kanun kapsamına giren alacaklara karşılık;

- Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihten önce tahsil edilmiş olan tutarlar,

- Kanun kapsamında tahsil edilen tutarlar,

- Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılan tecile ilişkin olarak 6183 sayılı Kanun veya diğer kanunlar uyarınca ödenen faizler,

red ve iade edilmeyecektir.

Ancak, Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında olup dava konusu edilen tarhiyatlara karşılık Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödeme yapılmış olması ve mükelleflerin Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanmak için başvuru yapması halinde bu Tebliğin (III/B-1), (III/B-2-a) ve (III/E-7) bölümlerinde yapılan açıklamalar kapsamında işlem yapılacaktır.

2- Bu Kanun hükümlerine göre yazılı olarak yapılan başvuruların (elektronik ortamda yapılması zorunlu olan beyan ve bildirimler hariç), taahhütlü posta veya APS ile gönderilmesi halinde postaya verildiği tarih, adi posta ile gönderilmesi halinde ise tahsil dairesinin kayıtlarına intikal ettiği tarih başvuru tarihi olarak dikkate alınacaktır.

3- Bu Tebliğin ekleri mükelleflerce çoğaltılmak suretiyle kullanılabilir.

4- Kanundan yararlanılarak süresinde ödenen alacaklara, Kanunun 18 inci maddesinde öngörülen katsayı uygulaması hariç olmak üzere Kanunun yayımlandığı tarihten sonraki süreler için faiz, gecikme zammı, gecikme cezası gibi herhangi bir fer'i alacak tatbik edilmeyecektir.

5- Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve ilgili maddeler uyarınca dava açmamaları veya açılan davalardan vazgeçmeleri gereken borçluların, Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri için ilgili maddelerde belirlenen başvuru sürelerinde, yazılı olarak bu iradelerini belirtmeleri şarttır.

Davadan vazgeçme dilekçeleri ilgili tahsil dairesine, bu Tebliğ uyarınca ilgili idareye verilmesi uygun görülen idari para cezaları ihtilaflarına ilişkin dilekçeler ise ilgili idareye verilecek ve bu dilekçelerin tahsil dairelerine/idareye verildiği tarih, ilgili yargı merciine verildiği tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilecektir.

Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtıkları davalardan vazgeçen borçluların bu ihtilaflarıyla ilgili olarak Kanunun yayımlandığı tarihten sonra tebliğ edilen kararlar uyarınca işlem yapılmayacak ve bu kararlar ile idare aleyhine hükmedilmiş yargılama giderleri ve vekâlet ücreti bulunması halinde bunlar talep edilemeyecektir.

6- 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğine göre, haklarında olumsuz rapor (SMİYB Düzenleme veya Kullanma Raporu) bulunan mükelleflerin iade talepleri özel esaslara göre yerine getirilmekte, ancak bu mükelleflerin sözü edilen rapora göre tarhedilen vergi, kesilen ceza ve hesaplanan gecikme faizini ödemeleri veya bunların toplamı kadar teminat göstermeleri halinde genel esaslara dönmeleri ya da 4 kat teminat uygulamasından % 200 veya % 100 teminat uygulamasına geçmeleri mümkün olabilmektedir.

Haklarındaki olumsuz raporlarla ilgili olarak, Kanunun ilgili hükümlerine göre hesaplanacak tutarların tamamını ödemeleri halinde anılan Tebliğdeki "ödeme" şartı yerine gelmiş sayılacak ve iade talepleri hakkında buna göre işlem yapılacaktır.

Bu durumdaki mükelleflerin 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanan tutarları taksitler halinde ödemek istemeleri halinde, "ödeme" şartının yerine gelmiş sayılabilmesi için;

-hesaplanan tutarların tamamı ile bir taksite ait tutarın % 10'u kadar banka teminat mektubu (herhangi bir kısıtlayıcı şart taşımaması gerekmektedir), devlet tahvili veya hazine bonosu cinsinden teminat göstermeleri,

-taksitlerin aksatılması halinde diğer taksitlerin muaccel hale geleceğini ve kalan borcun tamamının teminatların paraya dönüştürülmesi yoluyla tahsil edileceğini kabul etmeleri ve bu hususa ilişkin olarak noter vasıtasıyla düzenlenecek bir taahhütnameyi vergi dairesine vermeleri

gerekmektedir.

7- 6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında verilecek beyanname ve bildirimler hariç olmak üzere Kanun hükümlerine göre verilecek bildirim ve beyannameler için damga vergisi alınmayacaktır.

Tebliğ olunur.

Ekleri için tıklayınız.

* Mükellef 2006 yılı için 19.110 TL'den aşağı olmamak üzere matrah artırımında bulunmak zorundadır. Bu nedenle, 19.110 TL tutarında matrah beyan etmiştir.

**Mükellef, artırılan kurumlar vergisi matrahı olan 19.110 TL'nin yarısından aşağı olmamak üzere matrah artırımında bulunmak zorunda olduğundan 9.555 TL tutarında matrah beyan etmiştir. Mükellef her iki matrah artırımını birlikte yapmak zorundadır.

İlgili Mevzuat ve Rehberler

Bu maddeden çıkan soruları çözmek için

Paketleri İncele