Mükellef :
Kanunun 3 üncü maddesi bina vergisinin kim tarafından ödeneceğini genel olarak açıklamaktadır.
Bu maddede, bina vergisini, binanın maliki, intifa hakkı varsa bu hakkın sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenler ödemekle mükellef tutulmuşlardır.
Buna göre, binaya malik olan kişi vergiyi ödeyecektir. Eğer bu bina üzerinde, gerek kanundan doğmuş olsun gerekse bir akde müstenit bulunsun, tesis edilmiş intifa hakkı varsa vergi, bu hakkın sahibi tarafından ödenecektir.
Gerçekten intifa hakkı, kişisel bir ayni olup sahibine, başkasına ait bir şeyden tamamiyle faydalanma hakkını verir ve gayrimenkullerde durumun tapu siciline tecili ile tesis olunur. Tesis olunduğu şeyden tamamiyle faydalanma hakkını verdiğinden vergi mükellefinin de malik (çıplak mülkiyet hakkı sahibi) yerine intifa hakkı sahibi olması adalete uygun düşer. Kaldı ki Medeni Kanunun 737 nci maddesinde de, intifa edilen şeyin vergisinin intifa eden kimse tarafından ödeneceği belirtilmiştir.
Maddenin ilk fıkrasının sonundaki hüküm bir nevi emniyet hükmü mahiyetindedir. Her hangi bir bina üzerindi kanunen malik veya intifa hakkı sahibi durumunda olmamakla beraber malik gibi tasarruf eden varsa bunlar, vergiyi ödemekle mükellef olacaklar yani, kanuni vasıfları haiz olmadıklarını dermeyan ederek vergiyi ödemekten kaçınamayacaklardır. Medeni Kanunun 887 nci maddesinde tarif edilen « zilyed » bu duruma bir örnek olduğu gibi başkasının arsası üzerine sahibinin rızası dışında bina yapan kişi de bu durumdadır.
Bir binaya birden fazla kişinin aynı zamanda malik olmaları da mümkündür. Bu halde Medeni Kanunun 623 ve 629 uncu maddelerinde tarif edilen müşterek mülkiyet veya iştirak halinde mülkiyet söz konusu olmaktadır.
Müşterek mülkiyet, birden fazla kişinin şayian bir şeye malik olması ve fakat hisselerin bilfiil taksim edilmemiş bulunması halini ifade etmektedir. Hissedarlar, kendi hisseleri üzerinde malik hak ve mükellefiyetlerini haiz oldukları gibi hisselerini başkasına temlik veya terhin de edebilirler.
Bu halde verginin her hissedarın hissesi oranında kendisinden istenilmesi lâzım gelir. Esasen, Medeni Kanunun 626 ncı maddesinde de, vergi vesair mükellefiyetlerin, aksine hüküm olmadıkça hisseleri oranında bütün hissedarlara ait olacağı belirtilmiştir.
İştirak halinde mülkiyette ise, kanun icabı veya akit ile iştirak teşkil eden birden fazla kimse, herbirinin hakkı o şeyin tamamına sari olmak üzere, bir şeye malik olmaktadır. Aksine hüküm olmadığı takdirde hissedarların hakları ve özellikle malik oldukları şeyde tasarruf salâhiyetleri ancak, ittifakla verecekleri kararlara bağlıdır.
Bu sebeple iştirak halinde mülkiyette, bütün iştirakçilerin vergiyi teker teker ödemekle mükellef tutulabilmesi mümkündür. Madde hükmü de bunu âmirdir. Ancak iştirakçiler adına vergiyi ödemekle tavzif edilmiş biri varsa onun muhatap tutulması zorunludur.
Kanun vazıı, birden fazla kişinin bir şeye aynı zamanda malik olmaları durumunda ortaya çıkan benzerlik ve aykırılıkları nazara alarak vergi mükellefi olacak hissedarlara bazı kolaylıklar da getirmiştir. Aşağıda ayrıca açıklandığı gibi, bina veya arazi üzerinde iştirak teşkil eden kimselerin, müşterek mülkiyete benzer şekilde, münferiden beyanda bulunup hisseleri miktarındaki değer üzerinden vergi mükellefi olabilmeleri bu tip kolaylıktır.
Ancak, bu şekildeki bir mülkiyette münferiden beyanda bulunulması iştirakçilerin verginin tamamını ödemek mükellefiyetini ortadan kaldırmayacağı tabiidir.
İlgili Mevzuat ve Rehberler
Bu maddeden çıkan soruları çözmek için
Paketleri İncele