Ana içeriğe geç

Mükellefiyetin başlaması ve bitmesi :

Kanunun 9 uncu maddesi, bu kanun hükümlerinin girdiği tarihte mevcut binalarla bu tarihten sonra inşaatı bitirilen veya inşaatın bitmesinden evvel kısmen kullanılmaya başlanan binalarda ve devamlı veya geçici muaflıktan faydalanmakta iken muaflık şartlarını kaybeden veya muaflık süresi sona eren binalarda mükellefiyetin ne zaman başlıyacağını ve buna mukabil yanan, yıkılan binalarla vergiye tâbi iken devamlı muaflık şartlarını kazanan ve oturulması ve kullanılması kanunlara dayanılarak yasak edilen binalarda ise mükellefiyetin ne zaman düşeceğini hükme bağlamaktadır.

20.7.1976 tarihli ve 1446 sayılı kanunla Emlâk Vergisi Kanununa eklenen Geçici 6 ncı madde gereğince bina vergisi mükellefiyeti, bir defaya mahsus olmak üzere 1972 bütçe yılının Mart, Nisan ve Mayıs aylarında yapılacak beyan ve bildirimler üzerine aynı bütçe yılı başından itibaren başlıyacaktır.

Bu sebeple madde hükmü, yeni kanuna göre vergi mükellefiyeti başladıktan sonra uygulanabilecektir.

9 uncu madde hükmü kanunun 23 üncü maddesi ile birlikte tetkik edildiği taktirde daha açık olarak anlaşılacaktır. Gerçekten, 23 üncü maddeye göre bina ve arsalar için 5 yılda, arazi için ise 10 yılda bir defa olmak üzere Mart, Nisan ve Mayıs aylarında mükelleflerin genel bir beyanname vermeleri gerekmektedir. Yeniden inşa edilen binalarda inşaatın bittiği ve inşaatın bitmesinden evvel kısmen kullanılmaya başlanılan binalarda her kısmın kullanılmaya başlandığı ve vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde de değişikliğin vuku bulduğu ayı takip eden üç ay içinde mükellefler, ara beyannamesi vermek zorundadırlar.

Mükellefler, ilgili vergi dairelerine bu süreler içinde beyanname vermek durumunda olmalarına rağmen vergi mükellefiyeti 9 uncu maddede belirtilen tarihlerde başlıyacaktır.

Gerçekten mükellefiyet, genel beyanlarda beyanın yapıldığı yeniden inşa olunan binalarda (binalara ilâveler yapılması, asansör ve kalorifer tesisleri konulması dahil) inşaatın bittiği, inşaatın bitiminden önce kısmen kullanılan binaların her kısmının kullanılmaya başlandığı ve geçici veya devamlı muaflıktan faydalanan binaların muafiyet süre ve şartlarının sona erdiği yılı takip eden bütçe yılından itibaren başlıyacaktır.

Durumu özellikle genel beyan yönünden misal vererek daha açık bir şekilde belirtmek mümkündür. Meselâ :

Kanunun uygulanmaya başladığı 1972 bütçe yılından başlıyarak beş yıl sonra binalar için yeniden genel beyanda bulunmak lâzım gelmektedir. İşte 1976 yılında mükelleflerin genel beyana daveti üzerine yapılacak beyanlarda mükellefiyet 1977 bütçe yılından itibaren başlıyacaktır.

Ara beyanlarda mükellefiyetin başlaması, Vergi Usul Kanununun tadilât neticelerinin uygulanmasını gösteren 71 inci maddesi hükümlerine benzemektedir. Kanunun 33 üncü maddesinin son fıkrası hükmü de aynı sonucu yansıtmaktadır. Buna göre değişikliklerin nazara alınacakları tarihte mükellefiyet de başlamış olacaktır.

Maddenin son iki fıkrası mükellefiyetin düşmesi veya bitmesine ait hükümleri ihtiva etmektedir.

Bu hükümlere göre, yanan, yıkılan ve vergiye tabi iken devamlı muaflık şartlarını kazanan binalardan dolayı mükellefiyet bu olayların vukuu tarihini takip eden taksitten itibaren sona erecek ve oturulması ve kullanılması kanunlara dayanılarak yasak edilen binaların vergileri, mükellefiyet mevcut olmakla beraber, bu hallerin devam ettiği sürece alınmayacaktır.

Binaların yanması ve yıkılması halinde mükelleflerin 23 ve 33 üncü maddelere göre beyanname vermeleri zorunlu olmakla beraber devamlı muaflık şartlarının kazanılmasında veya oturma ve kullanmanın yasaklanması halinde böyle bir zorunluluk yoktur. Bu hallere vergi dairesince re'sen ıtılla kesbedildiği takdirde de gelecek taksitten itibaren mükellefiyetin sona erdirilmesi veya tahakkuk etmiş vergilerin terkin olunması mümkün bulunmaktadır.

Örneğin, 1972 yılına ait vergi mükellefiyeti olan ve birinci taksit vergi borcu ödenmiş bulunan bir bina içinde (Ağustos ayı) yanmış olsa bu binadan dolayı mevcut olan mükellefiyet ikinci taksitten olay Kasım ayından sonra vuku olmuşsa olayı izleyen 1973 yılının ilk taksidinden itibaren sona erecektir.

Binanın yanması, yıkılması dolayısiyle bina vergisi mükellefiyeti bu şekilde sona erecekse de söz konusu binalar arsa vasfını kazandıklarından bunlar için, kanunun 19, 23 ve 33 üncü maddeleri gereğince, arazi vergisi mükellefiyeti doğacaktır.

Maddenin son fıkrasına göre ise, oturulması ve kullanılması kanunlara dayanılarak yasaklanan binalara ait vergiler, bu hallerin devam ettiği sürece alınmayacaktır.

Burada şu hususu da belirtmek lâzımdır ki imar ve yol istikamet plânlarında tarihi önemi veya taşıdığı sanat değeri yönünden olduğu gibi korunması belirtilen veya Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunca sonradan bu vasıfta olduğu kabul edilen binalarda kısmen tasarruf yasaklanması söz konusu olacaktır.

Bu kabil binalar mütemmimleri ile birlikte kamuya mal edileceklerse de bu durum gerçekleşinceye kadar sahiplerince muhafaza edileceklerdir.

Parsellenmek suretiyle ayrılması mümkün olmayan yerlerinin, beyan edilmekle beraber, tasarrufu yasaklanmış sayılarak, kamuya mal edilinceye kadar vergisinin alınmaması, oturulup kullanılması mümkün olan kısımların ise, emsaline veya maliyet bedeli ölçüsüne göre vergi değeri bulunamayacağından, getirebileceği yıllık gayrisafi kirasının on katı alınarak bulunacak vergi değeri üzerinden vergilendirilmesi gerekir.

İmar ve yol istikamet plânlarında meydan, yeşil saha, park gibi kamu hizmetlerine ayrılmış olması sebebiyle yeni bina yapılmasına izin verilmeyen yerlerde de benzeri bir durum söz konusu olmaktadır.

Ancak, burada yasaklamanın imar kanununda belirtilen süreler kadar devam edeceği şüphesizdir.

Gerek mükellefiyetin bitmesi dolayısiyle mükellefiyetten çıkarma gerekse alınmıyacak vergilerin terkin olunma işlemlerinin vaktinde yapılabilmesi için mükelleflerin dikkatli davranmaları gerekeceği tabiidir. Oturma ve kullanmanın yasaklanması hallerinde yasaklama işlemi de aynı dikkat ile vergi dairelerince izlenecektir.

İlgili Mevzuat ve Rehberler

Bu maddeden çıkan soruları çözmek için

Paketleri İncele