Verginin tarh ve tahakkuku:
A _ BEYAN ESASI :
Emlâk Vergisinde en önemli yenilik, vergilemede beyan esasının getirilmiş olmasıdır. Genel tahrir usulünün, verginin bünyesi ve malî verimi ile kıyaslanamıyacak derecede güç ve masraflı oluşu, değerlemede ve vergilemede kesinlik, eşitlik ve adaletin tam olarak sağlanamayışı ve beyan usulünün vergi sistemimizde genellikle benimsenmiş temel bir ilke oluşu bu esasın getirilmesine başlıca amil olmuştur.
Kanunun 10 uncu maddesi bina vergisi yönünden bu görüşü yansıtmakta ve verginin tarh ve tahakkukuna esas olmak üzere (geçici ve daimi muaflıktan faydalananlar dahil) mükellefleri beyanda bulunmaya mecbur tutmaktadır.
B _ VERGİNİN TARH VE TAHAKKUKU :
Kanunun 11 inci maddesine göre Bina Vergisi, mükelleflerin beyanı üzerine ve binanın bulunduğu yer (genellikle ilçe) vergi dairesince yıllık olarak tarh ve tahakkuk ettirilecektir.
Beyan yılında yapılan bu tarh ve tahakkuku takibeden yıllarda Bina Vergisi, her bütçe yılının birinci ayından itibaren o yıl için otomatik olarak tahakkuk etmiş sayılacaktır.
Bu hükmün tatbikatında 30 uncu madde hükmünün de göz önünde bulundurulması ve beyan yılını takip eden yıllarda otomatik tahakkuk verilirken sadece tahakkuk pusulası ve bordrosu düzenlenmesi değil, değişiklik vuku bulan mükellefler hakkında tahakkuk fişi kesileceğinin de düşünülmesi gereklidir. Konu ile ilgili olarak 30 uncu madde açıklanırken gerekli izahat verileceğinden burada tekrar edilmemiştir.
II _ ARAZİ VERGİSİ
1. Verginin konusu ve arazi kavramı :
Kanunun 12 nci maddesine göre, Arazi Vergisinin mevzuunu, Türkiye sınırları içinde bulunan arazi ve arsalar teşkil etmektedir.
Arazi, vergi hukukunda genel olarak arz üzerinde hudutları dağ, çit ağaç, yol gibi tabiî ve sun'î işaretlerle çevrilmiş bulunan yer yüzü olarak tarif edilmekte, arazinin içinde bulunan gölcükler, kaynaklar ve dikilen şeyler de araziden sayılmaktadır.
Belediye sınırları içinde belediyece parsellenmiş arazi ise arsa sayılmaktadır. Belediye sınırları içinde veya dışında bulunan parsellenmemiş araziden hangilerinin bu kanuna göre arsa sayılacağı İmar ve İskân Bakanlığının görüşü alındıktan sonra hazırlanacak bir yönetmelikte belli edileceğinden burda ayrıca değinilmemiştir.
Kanun arsanın bir tarifi yapılmak suretiyle konuya vuzuh verilmiş ve aksine hüküm olmadıkça diğer maddelerde yer alan arazi tabirinin arsaları da kapsıyacağı belirtilerek muhtemel ihtilâfların önlenmesi de sağlanmıştır.
Vergi Usul Kanununda yazılı bina mütemmimatından olan arazi ve arsalar bina ile birlikte nazara alınacağından bunların ayrıca arazi vergisi konusuna girmiyeceği tabiidir.
2. Mükellef :
Bina Vergisinde olduğu gibi arazi ve arsa vergisinde de mükellef, kanunun 13 üncü maddesinde genel olarak tarif edilmektedir.
Bu maddeye göre arazi vergisini, arazinin maliki, intifa hakkı sahibi varsa bu hakkın sahibi her ikisi de yoksa araziye malik gibi tasarruf edenler ödemekle mükelleftir.
Müşterek mülkiyetle bir araziye malik olanlar hisseleri oranında vergi ile mükellef tutulacaklar, iştirak halinde mülkiyette ise malikler vergiden müteselsilen mesul olacaklardır.
Kadastro ve tapulamanın henüz tam mânasiyle yapılmamış bulunması özellikle arazide malik yanında bir de mutasarrıf ortaya çıkarmakta ve bunlar arasındaki itilâf mahkemelerce ancak uzun bir sürede hâl edilebilmektedir. Maddenin son fıkrası hükmü bu gibi hallerde esas malik dışındaki kişilerin haksız tasarruflarına mani olmak amacını gütmektedir.
Bununla beraber, bu durumdaki arazinin vergi dışında kalması da tasvip edilmediğinden ortalama bir yol seçilmiş ve mutassarrıf olmayan kişiler tarafından yapılacak ödemelerin ihtilâfın ödeme yapan aleyhine sonuçlanması ve karar tarihinden itibaren bir yıl içerisinde başvurulması halinde verginin ödemede bulunan kişiye red ve iade olunması derpiş edilmiş bulunmaktadır.
Vergi Usul Kanununun düzeltme hükümlerine herhangi bir atıfta bulunulmamıştır. Bunun için, belli edilen bir yıllık sürenin geçmesinden sonra bu hükme dayanılarak düzeltme yapılması söz konusu olmayacaktır. Ayrıca, özel hüküm bulunduğundan, bu halde, Vergi Usul Kanununun 116 _ 126 ncı maddeleri gereğince düzeltme yapılması da mümkün değildir.
3. Muaflık ve İstisnalar :
A _ DAİMİ MUAFLIKLAR :
Vergiden devamlı olarak muaf tutulacak arazi 14 üncü maddede beş fıkra halinde belirtilmiştir. Bunlar bina vergisi daimi muaflıklarına müteadir 4 üncü maddenin (a), (b), (e) ve (l) fıkralarında yer aldığından ve evvelce temas edilmiş olduğundan burada tekrara lüzum görülmemiştir.
Ancak, maddeye eklenen (e) fıkrası ile bugüne kadar kamu menfaati ile ilgili bir hizmeti ihtiva ettiğinden vergiden muaf tutulan mezarlıkların daimi vergi değerini tâdil eden bir sebep de olmaktadır.
Muaflıktan yararlanacak arazi, hafızada kolay muhafaza edilebilmek bakımından genel olarak belirtilmekle yetinilmiştir. Ayrıca muafiyet konusu arazinin maddede yazılı cihetlere tahsis edilmiş olup olmadığının şartlarını Maliye, Orman ve Tarım Bakanlıkları ile Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin müştereken tesbit edeceklerine dair bir fıkra eklenmesi suretiyle yeknesak bir uygulama amacı sağlamıştır.
Öte yandan, üç fıkra halinde sayılan bu muaflıklardan yararlanmak için mükelleflerce arazinin maddede yazılı cihetlere tahsis edilmiş olduğunun ilgili Vergi Dairesine bütçe yılı içinde bildirilmesi şart kılınmıştır. Bu şart yerine getirilmez, yani bütçe yılı içinde bildirim yapılmazsa muafiyet bildirimin yapıldığı yılı takip eden bütçe yılından muteber olur ve bildirimin yapıldığı bütçe yılının sonuna kadar geçen yıllara ait muafiyet hakkı düşer. Bu halde bildirimin yapıldığı bütçe yılı sonuna kadar geçen yıllar için gerekli vergi tarh ve tahakkuk ettirilip tahsil olunur.
C _ KÜÇÜK ÇİFTÇİLİKTE İSTİSNA:
Kanunun 16 ncı maddesi, küçük arazi sahibi çiftçileri hedef alan bir istisna hükmü getirmiş bulunmaktadır. Ancak, bu istisna sadece araziye ait olup arsalar bu hükmün dışında kalmaktadır.
Madde hükmüne göre, mükelleflerin bir vergi dairesi faaliyet bölgesindeki arazisinin toplam vergi değeri 50.000 liraya kadar olanlarının tamamı, fazla olanlarının da yine 50.000 lirası arazi vergisinden istisna edilecektir.
Maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına göre, sözü edilen istisna, mükelleflerin kendilerine, birlikte yaşadıkları eşlerine ve velâyet altındaki çocuklarına ait arazinin toplam vergi değerine uygulanacaktır. Toplam matrah içerisinde aile reisi olan mükellefin, eş ve velâyet altındaki çocukların maliki oldukları, intifa hakkına sahip bulundukları veya malik gibi tasarruf ettikleri arazi (arsa hariç) vergi değerleri bulunacaktır.
Mükellefin kendisine, eşine ve velâyet altındaki çocuklarına ait arazi için ayrı bildirim föyü düzenleneceğinden istisna, her birine ait föyler toplamından ayrı ayrı değil bundan orantı yoluyla bulunacak kısmın bu toplamlardan düşüleceği tabiidir.
4. Matrah ve Nisbet :
A _ MATRAH:
17 nci maddeye göre, Arazi Vergisinin bu kanun hükümlerine göre tesbit olunan vergi değeridir. Vergi değerinin tanımı ise, evvelce de işaret edildiği gibi, kanunun 29 uncu maddesinde yapılmış olup ileride değinilecektir.
Maddenin ikinci fıkrasiyle, mükelleflerin bir ilçe hudutları (Vergi dairesi faaliyet bölgesi) içindeki kendilerine ve birlikte yaşadıkları eş ve velâyet altındaki çocuklarına ait vergi değerlerini aynı matrah içinde birleştirip beyan etmeleri zorunlu kılınmıştır.
Bu hükme göre aile reisi olan mükelleflere ait vergi matrahları içerisinde kendilerinin ve eş ve velåyet altındaki çocuklarının hisseli veya hissesiz malik oldukları ve intifaına sahi bulundukları aynı ilçe (vergi dairesi faaliyet bölgesi) dahilindeki arazi vergi değerlerinin tamamının yer alması gerekmektedir.
B _ NİSBET :
18 inci madde, Arazi Vergisi için müterakki bir tarife tesbit etmektedir. buna göre vergi nisbeti :
İlk gelen
50.000
lira için binde 2,Sonra gelen
75.000
" " " 3,"
100.000
" " " 4,"
100.000
" " " 6,"
100.000
" " " 8 ve
425.000 liradan fazla matrahlar için binde 10 olmaktadır. Arsalar için vergi nisbeti, vergi değeri toplamı ne olursa olsun, binde 15 olarak tesbit edilmiştir.
Arazinin vergilendirilmesi için karışık bir hesaplama tarzı olan mezkûr tarifenin tatbikatını kolaylaştırmak amaciyle bir vergi cetveli hazırlanmış ve ayrı bir genel tebliğ halinde tabettirilmiştir.
5. Mükellefiyetin başlaması ve bitmesi :
Kanunun 19 uncu maddesi 9 uncu maddeye mütenazır olarak, bu kanun hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihte mevcut arazi ve arsalar ile bu tarihten sonra vergi değeri değişen arazide mükelleflerin ne zaman başlıyacağını ve buna mukabil vergiye tabi iken devamlı muaflık şartlarını kazanan ve Hükümet tarafından tasarrufu yasak edilen arazide ise mükellefiyetin ne zaman biteceğini hükme bağlanmaktadır.
Kanunun 9 uncu maddesi dolayısiyle işaret edildiği gibi 20.07.1971 tarihli ve 1446 sayılı Kanunla Emlak Vergisi Kanununa eklenen Geçici 6 ncı madde gereğince arazi vergisi mükellefiyeti de bina vergisinde olduğu gibi, bir defaya mahsus olmak üzere 1972 bütçe yılının Mart, Nisan ve Mayıs aylarında yapılacak beyan ve bildirimler üzerine aynı bütçe yılı başından itibaren başlıyacaktır.
Bu sebeple madde hükmü, yeni kanuna göre vergi mükellefiyeti başladıktan sonra uygulanabilecektir.
Konu ile ilgili olarak 9 uncu madde dolayısiyle gerekli açıklamalarda bulunulduğundan burada arazi vergisi yönünden özellik gösteren hallerde dokunulmakla yetinilecektir. Ancak, burada da kanunun 23 ve 33 üncü madde hükümleri bir arada gözönünde bulundurulacaktır.
Geçici muafiyete tabi arazide mükellefiyetin ne zaman başlıyacağı 15 inci maddede söz konusu edilmiştir. Bu maddedeki hükme göre, bu kabil arazide mükellefiyet, muafiyetin bitimini takip eden bütçe yılı başından itibaren başlıyacaktır.
Daimi muafiyete tabi arazinin muafiyet şartlarını kaybetmesi halinde hangi tarihten itibaren mükellefiyete gireceği konusunda madde hükmü açık değildir. Kanunun gerek 9 uncu gerekse 33 üncü maddelerinde mevcut hükümler muvacehesinde bu halde de mükellefiyetin, daimi muaflık şartlarının kaybedildiği yılı takip eden bütçe yılı başından başlıyacağını kabul etmek gerekeceği sonucuna varılmaktadır.
Vergiye tabi arazinin (arsalar dahil) devamlı muaflık şartlarını kazanması halinde mükellefiyet, maddenin ikinci fıkrası gereğince, bu olayın vukubulduğu tarihi takip eden taksitten itibaren düşecek yani, tahakkuk etmiş vergilerden geçmiş dönemlere ait olanlar ile olay tarihine kadar vadesi dolmuş bulunan taksit tahsil edilecek, gelecek taksit vergi terkin edilecektir.
Hükümet tarafından kanunlarımızın verdiği yetkiye dayanılarak tasarrufu yasak edilen arazinin vergisi de, mükellefin bildirimi veya vergi dairesinin resmen tesbiti üzerine, bu olayın vukua geldiği tarihten sonra gelen taksitten itibaren terkin olunacaktır. Kayıtlar üzerinden yapılacak bu terkin işleminin tasarrufun yasaklandığı sürece devam ettireleceği tabiidir.
6. Verginin tarh ve tahakkuku :
Beyan esasına göre verginin tarh ve tahakkuk ettirileceğine ve beyan yılında yapılacak bu tarh ve tahakkuku takip eden yıllarda arazi vergisinin her yılının birinci ayından itibaren o yıl için otomatik olarak tahakkuk etmiş sayılacağına dair kanunun 20 ve 21 inci maddeleri Bina Vergisi ile ilgili kısmın 10 ve 11 inci maddelerine tekabül etmekte ve ayrıca açıklamayı gerektiren bir yönü bulunmamaktadır.
Ancak, mükellef hesaplarının vergi dairesi çevresi (genellikle ilçe) itibariyle bir arada ve kolayca takip edilebilmesi için bir mükellefe (eş ve velayet altındaki çocuklar dahil) ait arazinin bir beyannamede, arsaların ise ayrı bir beyannamede birleştirilerek beyan edilmesi gerekmektedir.
Öte yandan genel veya ara beyan yılını izleyen yıllarda otomatik tahakkuk hükmünün tatbikatında 30 uncu madde hükmünün de göz önünde bulundurulması ve tahakkuk edecek vergide değişiklik olduğu takdirde sadece tahakkuk pusulası ve bordrosu düzenlenmesi değil değişiklik vukubulan mükellefler hakkında tahakkuk fişi kesileceğinin de düşünülmesi tabiidir.
Muaflıktan sona ermesi vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması dolayısiyle ara beyanında bulunulması halleri bu duruma örnek gösterilebilir.
Şunu da belirtmek gerekir ki, 1446 sayılı kanunla 20 nci maddeye eklenen fıkra gereğince Devlete ait arazi için beyanname verilmeyecek ve bunlar için tahakkuk ta söz konusu olmayacaktır.
III _ MÜŞTEREK HÜKÜMLER :
1. Özel kanunlardaki Muaflıklar :
22 nci madde; özel kanunlarda mevcut bina ve arazi vergileriyle ilgili muaflık ve istisna hükümlerini saklı tutmaktadır.
Bu sebeple, özel kanunda bina ve arazi vergilerinden muafiyet derpiş edilmiş ise ayrıca Emlåk Vergisi Kanununun da böyle bir muaflık hükmünü getirmesi ve muafiyet konusu bina ve arazinin bu kanundaki şartları taşıması aranmıyacaktır.
2. Beyanname verme ve bildirimde bulunma süresi :
Emlâk Vergisi beyannamelerinin hangi hallerde ve ne zaman verileceği, Kanunun 23 üncü maddesinde belirtilmektedir. Maddenin tetkikinden de anlaşılacağı gibi, kanunun vazıı bir genel beyan, bir de ana beyan esası getirmektedir.
Emlâk Vergisi beyannamelerinin bina ve arsalar için her beş yılda, arazi için ise her on yılda bir defa olmak üzere o yılın Mart, Nisan, Mayıs aylarında genel olarak bir beyanname verecekleri derpiş olunmuştur. Daha önce ara beyanda bulunmuş olan mükellefler de Maliye Bakanlığınca yapılacak genel beyana dâvete uyup aynı şekilde yeniden beyanda bulunacaklardır. Bu suretle bina ve arsa vergi değerlerinin her beş yılda arazi vergi değerlerinin ise her on yılda bir yeniden gözden geçirilmesi ve günün rayiçlerine uydurulması sağlanmış olmaktadır.
Maddenin (b) ve (c) işaretli fıkraları, yeni bina inşa edilmesi veya vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması hallerinde verilecek ara beyannamelerle ilgili bulunmaktadır. Bu hükme göre, yeni inşaatta inşaatın bittiği, inşaatın kısmen bitmesi halinde kullanılmaya başlanan kısımlar için kullanışın başladığı tarihi takip eden üç ay içinde mükelleflerin durumu bir beyanname ile ilgili vergi dairesine bildirmeleri gerekmektedir. Kanunun 33 üncü maddesinde belirtilen vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması hallerinde de mükellefler bu değişikliği aynı süre içinde bildireceklerdir.
Bu suretle, iki genel beyan arasında ortaya çıkan yeni vergi konularından veya vergi değerinin tadilini gerektiren değişikliklerden vergi dairesinin zamanında haberdar olması ve lüzumlu işlemi yapması sağlanmış olmaktadır.
Maddenin son fıkrası mükelleflere bir kolaylık sağlanması amacını taşımaktadır. Bu hükme göre, Maliye Bakanlığı yukarıda zikredilen süreleri bir misline kadar uzatmaya yetkili bulunmaktadır.
Burada şu hususu da belirtmek faydalı görülmüştür. Bilindiği gibi, kanunun 5 inci maddesiyle, yeniden inşa edilen mesken binalarına ait vergi değerlerinin 50.000 ve 25.000 liralık kısımlarına geçici vergi muaflığı tanınması öngörülmüş ancak, bu muaflıktan yararlanmak için binanın bitim veya kullanmaya başlama tarihinden itibaren iki aylık süre içinde keyfiyetin vergi dairesine bildirilmesi şart kılınmıştır.
Bu sebeple, geçici bina vergisi muaflığından yararlanacak durumda olan mükelleflerin ya beyannamelerini bu iki aylık süre içerisinde vergi dairesine vermeleri veya beyanname verilmeden önce muaflık için ayrı bir bildirimde bulunmaları zaruridir.
Arazi vergisi geçici muaflıklardan istifade için bildirme süresi değişikliğin vukubulduğu yılın sonuna kadar olan devreyi kapsadığından üç aylık beyanname süresi mükellefler için bir güçlük arzetmez. Ancak, vergi değerini tadil eden sebebin doğuşu tarihi ile yıl sonu arasında kalan devre üç aylık süreden daha kısa olduğu takdirde, bina vergisi mükellefleri için belirtilen durum arazi vergisi mükellefleri için belirtilen durum arazi vergisi mükellefleri için de varit olur.
Bu bakımdan gerek mükelleflerin gerekse vergi dairelerinin, ilerde herhangi bir ihtilâfa meydan verilmemesi bakımından beyannamelerin tanzim ve kabulü sırasında dikkatli davranmaları lâzım gelir.
3 _ Beyannamenin şekli ve muhtevası :
Emlâk Vergisi beyan üzerinden tarh edileceğinden beyannamelerde gerekli bütün malûmatın bulunması lâzımdır. Gerek İdare gerekse mükellef yönünden önemli olan bu hususun temini bakımından 24 üncü madde, beyannamesinin şekil ve muhtevasının Maliye Bakanlığınca tesbit ve tazim edileceğini kabul etmiştir. Ancak, sözü edilen madde ile beyannamede bulunması gereken asgari bilgilerin neler olacağı da tesbit ve tadadi olarak sayılmıştır. Emlâk Vergisine konu bina ve arazinin vergi değeri ve hesaplanan vergilerde beyannamede yer alması gereken asgari bilgiler arasındadır.
Bu sebeple, mükelleflerin beyan ettikleri vergi değerleri üzerinden ödeyecekleri vergiyi de hesaplamaları ve bu hesaplamayı doğru yapmağa dikkat etmeleri, vergi dairelerinin de mesai ve masraf ihtiyarını önlemek için ilk inceleme konusuna gerekli hassasiyeti göstermeleri gerekir.
Vergi cetvelleri bu konuda gerekli kolaylığı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Ancak, bu cetvellere Bina Vergisi için 150.000,_ TL. ve Arazi Vergisi için 425.000,_ TL. dan fazla olan vergi değerleri alınmamıştır. Bina vergisinde 150.000 lirayı aşan matrahlarda cetvelle ilgilenmeksizin matrahın % 10 u alınarak ödenecek vergi hesaplanacaktır. Arazi Vergisinde ise, 425.000 lirayı aşan matrahlarda aşan kısmın % 10 u alınarak vergi cetvelinin son basamağında gösterilen miktara eklenmesi suretiyle ödenecek vergi hesaplanacaktır.
4. Köylerde yapılacak beyan :
Köylerde bulunan bina ve arazinin vergilendirilmesiyle ilgili olarak 25 inci madde mükelleflere ayrı bir kolaylık getirmiştir. Bu maddeye göre, köylerde bulunan bina ve arazi için mükelleflerin, ilgili köy muhtarlığına yapacakları yazılı veya sözlü beyanlar, şekli ve muhtevası Maliye Bakanlığıca tesbit ve tanzim edilecek « Bina ve Arazi Kıymet Beyanı Defter »lerine geçirilecek ve mahsus haneleri mükelleflerine imza ettirilecektir.
Mükellefin, beyan süresince köyde olmaması veya bina ve arazisini bu deftere kaydettirmek istememesi halinde, beyan süresi içinde doğrudan doğruya ilgili vergi dairesine yazılı veya şifahi olarak beyanda bulunması mümkün kılınmıştır. Bu halde beyanın ilgili köy beyan defterine kaydı için bekletilmesine lüzum olmadığından keyfiyetin beyanname doldurtulmak suretiyle is'afı cihetine gidilmesi gerekir.
Öte yandan, bina ve arsalar için 5 yılda arazi için 10 yılda bir, o yılın Mayıs ayı sonuna kadar uzayan beyanname verme süresine otomatik olarak eklenen bir aylık ek sürede de bina ve arazi vergisi mükellefleri köylerde yine muhtarlara beyanda bulunabileceklerinden maddenin son fıkrasında, köy beyan defterinin bu ek sürenin sonundan başlıyan 15 gün içinde ilgili vergi dairesine imza mukabilinde teslimi derpiş olunmuştur.
Bu sebeple, köy muhtarlarının beyan defterlerini, beyanname verilmesi gereken yılın Haziran ayı sonuna kadar beyana açık tutmaları ve bu ayın son günü defteri kapıyarak keyfiyeti bir zabıtla tevsik ettikten sonra Temmuz ayının 15 inci günü akşamına kadar beyan defterlerini müsbit evrakla birlikte, bağlı oldukları ilçe vergi dairesine imza mukabili teslim etmeleri icap eder.
Bu maddenin 23 ve 33 üncü maddelerle birlikte tetkikinden de anlaşılacağı gibi, bina ve arazi kıymet beyanı defterleri, ilk defa yapılacak ve her 5 ve 10 yılda bir tekrarlanacak olan genel beyanlar sırasında kullanılacaktır. Bu sebeple, kanunun 33 üncü maddesinde belirtildiği şekilde bina veya arazinin vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde mükelleflerin 5, 15 ve 23 üncü maddelerinde derpiş olunan süreler içinde doğrudan doğruya ilgili vergi dairelerine bildirimde bulunmaları ve düzenleyecekleri beyannameleri de ayrıca tevdi etmeleri veya taahhütlü posta ile göndermeleri gerekir.
Öte yandan, 23 üncü madde dolayısiyle de açıklandığı gibi, genel beyan süresi bir misline kadar uzatılabileceğinden, bu şekilde bir uzatma olduğu takdirde, defterlerin tevdi tarihlerinin uzatmaya uygun olarak, değişeceği tabiidir. Ancak bu uzatma olsun olmasın, ek süreler içinde beyanda bulunulması, kanunun 14 ücü maddesinde derpiş edilen özel usulsüzlük cezalarının uygulanmasını gerektirdiğinden yazılı veya sözlü beyanda bulunma tarihleri defterin ilgili sütununa mutlaka yazılacaktır.
5. Muhtar ve İhtiyar Kurulunun Görevleri :
Köylerdeki bina ve arazinin genel beyanı ile ilgili 26 ncı madde, İhtiyar Kurulu üyelerine tahmil edilen görevlerin nasıl yerine getirileceğini düzenlemekte ve bu görev karşılığında kendilerine belli bir ücret verileceğini öngörmektedir.
Bu hükme göre muhtar ve ihtiyar kurulu üyeleri mükelleflerin yazılı veya sözlü beyanlarını ilgili defterlerde tesbit edip imzalarını aldıktan sonra kendileri de bu beyanların doğruluğunu tasdik edeceklerdir. Beyanın hakikate aykırı olduğunu gördükleri an mükellefleri doğru beyan için ikaz edecekler, buna rağmen beyanda ısrar olunursa defterlere gerekli meşruhatı vereceklerdir. Köyde olmakla beraber bina ve arazi kıymet beyanı defterlerine kaydettirilmeyen bina ve araziyi de mükelleflerin ismi ve biliniyorsa adresleri ile birlikte bağlı oldukları vergi dairesine bildireceklerdir.
Muhtar ve ihtiyar kurulu üyelerine yapacakları bu işler karşılığında Maliye Bakanlığınca tesbit edilecek esaslar dahilinde ve yılda fert başına 150 lirayı geçmemek üzere bir ücret verilecektir. Bu ücretin verilme esasları ayrıca düzenleneceğinden burada belirtilmemiştir.
6. Ek süreler içinde beyanname verilmesi :
Bina ve arazi için ilk defa verilecek ve her beş on yılda bir defa yenilenecek olan genel beyanlar için kanunun 23 üncü maddesinde tesbit edilen süreler içinde beyanda bulunulmaması halinde idarece nasıl bir yol izleneceği ve vergi alacağının ziyaa uğratılmış sayılıp sayılmayacağı 27 nci madde ile düzenlenmektedir.
Vergi Usul Kanunun 342 nci maddesi hükmüne benzeyen bu hükme göre, genel beyanname verme süresi içerisinde beyanname verilmediği takdirde bu sürenin sonundan başlıyarak bir ay beklenecek ve beyanname bu birinci ek süre içinde verilirse vergi ziyaı olmamış sayılacaktır.
Bir aylık birinci ek süre içinde beyanname vermedikleri tesbit olunan mükellefler veraset ve intikal vergisi uygulamasına benzer şekilde kendilerine tebliğ edilmek şartiyle bir ay içinde beyana dâvet olunacaklardır. Gerek bu ikinci bir aylık süre içinde gerekse buna ait tebligat kendilerine yapılmadan beyanda bulunulması halinde, vergi ziyaı doğmuş olacağından bu mükellefler hakkında Vergi Usul Kanununun 336 ncı maddesi delâletiyle ya aynı kanuna göre kusur cezası veya Emlâk Vergisi Kanununun 34 üncü maddesine göre özel usulsüzlük cezası kesilecektir.
Bu sürelere rağmen beyanname verilmemesi halinde ne işlem yapılacağı 32 nci maddede belirtilmiş olup sırası geldiğinde değinilecektir.
İlgili Mevzuat ve Rehberler
Bu maddeden çıkan soruları çözmek için
Paketleri İncele